Modem, access point veya router gibi cihazların konfigürasyon arabirimine girmek için şifre gerekir. Pek çok ürün için şifreler kullanım klavuzu ile birlikte sunulur ama bunun kaybedilmesi, format atılması gibi durumlarda şifreyi aramak gerekir.
RouterPasswords sitesi yüzlerce cihaz için fabrika ayarlarında gelen kullanıcı adı ve şifreleri sunuyor.
"Kabloyu kes" sloganı ile yola çıkan WildCharge, cep telefonu, taşınabilir cep bilgisayarı, müzik oynatıcısı ve diğer pek çok mobil cihaz için kablosuz şarj yapmayı sağlıyor.
Tepsi şeklindeki cihaz elektriğe bağlandıktan sonra WildCharge destekli şarj ünitesine sahip cihazları üzerine koyarak şarj edebiliyoruz. Henüz cihazlar bunu kendiliğinden desteklemediği için şarj edilecek cihaza bir de adaptör gerekiyor.
Time dergisinin 2007 yılının en yenilikçi cihazlarından biri olarak tanıttığı WildCharge şirketin söylediğine göre %100 verimlilikle çalışıyor ve hiç bir zararlı elektromanyetik dalga yaymıyor.
Aynı anda bir kaç cihazı da şarj edebiliyoruz. Adaptör ise genellikle cihazın arka kapağı yerine veya şarj girişi altına konumlandırılıyor ve pile bağlantılanıyor. Böylece adaptörü sürekli takıp sökmek zorunda kalmıyoruz.
Gelecekte pillerin kendiliğinden adaptör özelliği barındırması da olası.
Şu anda Motorola Razr cihazlar için satışta bulunan adaptörler yakında Ipod Nanolar için de yakında satılmaya başlanacak. Iphone için de çalışmaların başladığı şirket tarafından duyuruldu.
Şirket sitesindeki fiyatlara göre tepsi 60$, Razr adaptörü ise 35$. İkisini beraber 90$'a satın almak mümkün.
Clone brush'ı Photoshop, Paint Shop ve diğer pek çok grafik tasarım programlarından tanıyoruz. Amacı bir grafiği başka yerlerde de kullanmak olan bu fırça türü sıklıkla kullanılıyor. Alttaki videoda gördüğünüz fırçaya da kısmen clone brush diyebiliriz ancak bir farkla. Bu fark da klonladığı görüntünün gerçek hayattan alıntılanması.
Fırçanın altındaki kamera sayesinde çevrenizde hareketli veya durağan görüntüyü yakalayarak resimlerinizde kullanabiliyorsunuz. Tam klon fırçası gibi çalışmasa da en azından gerçek görüntüleri kolaylıkla resimlerde kullanmaya imkan tanıyor.
Televizyonlara artık DVD oynatıcı, uydu alıcısı, oyun konsolu, bilgisayar ve bunlar gibi pek çok alet bağlanabiliyor. Yeni TV'ler bir kaç çıkış desteklese de port sayısı sonsuz değil. Üstüne üstlük TV'nizde tek girişiniz varsa sürekli kabloları söküp takmakla uğraştığınızı ve buna sinir olduğunuzu tahmin etmek güç değil.
Bu nedenle RCA Switch (RCA selector de deniliyor) adı verilen ürünleri kullanmak bizi çok büyük zahmetten kurtarıyor. Açık söylemem gerekirse bu tür ürünler Türkiye'de nerede bulunabilir pek bilemiyorum. Belki bazı alışveriş sitelerinde veya Karaköy Selanik çarşısına bakılabilir. Ama isterseniz bu sayfadaki talimatları takip ederek kendi RCA anahtarınızı yapabilirsiniz. RCA girişlerini temin etmek çok kolay. Bir de düzgün switch bulduktan sonra yapmanız gereken sadece basit lehim işleri.
Anahtarların bir kaç resmini görmeden önce nasıl kullanabileceğimizi anlatayım. TV'ye yayın yapmasını istediğiniz cihazları RCA switch'e RCA kablolar ile INPUT noktalarından bağlıyorsunuz. Ardından RCA switch'in OUTPUT'unu TV'ye bağlıyorsunuz. Ardından switch üzerinde 1/2/3/... bağlantısını seçerek TV ile o cihaz arasındaki bağlantıyı kurabiliyorsunuz. Artık tek tek kablo sökmeniz gerekmiyor sadece anahtar ile bağlantı noktasını belirlemek yetiyor. Eğer TV'nizde RCA girişi yoksa RCA Scart adaptörü ile de bağlamak mümkün.
DivX'den yapılan resmi açıklamaya göre Playstation 3 cihazlar yakın bir zaman içerisinde DivX desteğine kavuşacak. PS3'lerin multimedya özelliklerini artırmayı planladıklarını belirtmişler. Uygulama geliştiricileri 2 Kasım'dan beri sunulan SDK'yı indirerek DivX özelliğini kullanabiliyorlardı.
Son kullanıcılar için firmware güncellemesi önümüzdeki günlerde bir güncelleme paketi olarak sunulacak.
XBOX 360'da da DivX desteği bulunmuyor. Ancak bazı yorumlar Microsoft'un yeni Media Centerlarda sunacağı DivX özelliğinin XBOX'larda da bulunacağını söylüyor.
Mouse denilince artık akla ilk gelen iki düğmeden çok fazlası. Artık mouse tasarımlarında işlev de kesmiyor en azından standart işlevler. İşte bu fareler alışık olduklarımızdan çok farklı. Tasarım ve kullanım için pek çok fikir üreticilerin akıllarına gelmiş. Farklı ve yaratıcı malzemeler, tasarımlar ile daha önce hiç olmadığı kadar çok çeşitli fare bulmak mümkün. Yıkanabilir, içinde flash hafızası olan, usb portu, card reader özelliği olan, güneş ışığıyla kendini şarj eden, sahte parayı tanımlamak için kullanılabilen, kalp atışı gibi bilgileri verebilen modeller bile mevcut. Bu ve daha pek çok farklı fare resimlerini yandaki slideshowda izleyebilirsiniz.
Dikkatimi çeken bazı farelere de ayrıca değineceğim.
Apple'ın Mighty Mouse'u. Kudretli fare anlamına gelen bu farede düğme gibi gözüken tek şey tepedeki küçük çıkıntı. Bir de kenarda sanki elden kaymasın diye konulmuş bir yer görüyoruz.
Ancak bu fare toplam 5 düğme barındırıyor. Tepedeki küçük çıkıntı bir "kaydırma topu". Kaydırma tekerinden farkı, tek düğme ile hem dikey hem yatay işlev sunuyor olması. Daha da fazlası serbest biçimde kaydırması. Yani hem aşağı hem sağa kaydırmak mümkün. Ayrıca bu topa basarak düğme gibi kullanmak da mümkün.
Sağ ve sol tıklama ise düğme ile değil düğmelerin olması gereken yerine altındaki sensörler tarafından yapılmakta. Parmağınızın bulunduğu yeri algılayabiliyor. Kenarlarda ise basınca duyarlı düğmeler bulunuyor.
Kablolu versiyonu Windows makinelerde de kullanmak mümkün.
Sony Vaio Skype telefonu özelliği olan fare üretme gereği duymuş. Bu yazının devamında diğer örneklerde de görebileceğiniz gibi amaç bir çok işlevi birleştirerek taşınabilir cihazlarda avantaj sağlamak. Hem yerden hem fazladan bir aletten tasarruf edebilirsiniz.
Telefon arama geldiğinde ışıkla uyarıyor, daha sonra yandaki düğmeye basıp fareyi açarak telefon haline getirip konuşabiliyoruz.
67 gram gibi hafif sayılabilecek bir ağırlıkta iki özelliği sağlamak bunun üzerine şık bir görünüm eklemek de başarı.
Çok özellikli farelerden devam edersek laptoplarda pek çok kişinin eksikliğini hissettiği bir unsuru gideren bu fareye değinebiliriz.
Bu fare üzerinde rakam girilmesini sağlayan bir numpad bulunduruyor. Bu hem laptoplarda genellikle bulunmayan bir özelliği sağlıyor hem de fare kullanan ele çok daha yakın bir yere bu tuşları konumlandırıyor. Düğmelerin üzerinde el ne kadar rahat durur burası bir soru işareti.
Bu tarz bir farelerin numara tuşları üzerinde kapak olan versiyonları da mevcut. Gerektiğinde kapak kaldırılıyor ve tuşlar kullanılabiliyor. Ama bu da pratikliğini bir nebze kaybettiriyor.
Sağda gördüğünüz ve Inno design tarafından üretilen bu fare de numpad özelliği bulunduruyor. Bluetooth bağlantısı ile bağlanabilecek fare bir de lazer pointer özelliği sunmakta.
Tabi işlev yanında görüntü de önemli. Aşağıda sırasıyla ışıklı ve uçağa benzer, yünden yapılmış ele oturan ve tahtadan yapılmış fare örneklerini görebilirsiniz.
Daha önce bu yazıda değindiğim Air mouse ise çalıştırmak için bir yüzeye koymak gerekmeyen bir hava faresi. Hava yapılan hareketlere göre işaretleyici hareket ediyor. Bu da özellikle multimedya uygulamalarında kullanışlı oluyor.
Bir nevi işaretleyici özellikli kumanda gibi çalışan bu fareler henüz yeni oldukları için pahalı diyebileceğimiz fiyatlardan satılıyorlar. Ancak günün birinde klasik kumandaların yerlerini almaları bir hayli olası.
Masaya koyduğunuzda normal optik fare gibi çalışıyor fakat tasarımı bunun için ne kadar elverişli burası soru işareti.
Hewlett Packard, dijital kamera satışlarına Noel tatilinde de devam ettikten şu anda belirtilmeyen bir markaya haklarını devredeceğini açıkladı. Bu karar, tasarımdan dağıtıma kadar tüm alanları içine alacak ve ürünler yine HP markasıyla satılacak.
Neden olarak şirketin Mayıs 2007'de açıkladığı Print 2.0 stratejisine kaynak yaratılması gösteriliyor. Print 2.0 daha hızlı baskı ve webden baskı almanın kolaylaştırılması gibi konuları içeriyor.
HP'nin dijital fotoğraf ürünleri PhotoSmart markasıyla satılmakta.
Umarım HP daha önce bu yola giren diğer şirketleri gibi eski ürünlere desteğini kesmez. Fotoğraf makinesi alacaklar da biraz beklerlerse HP modellerinden birini daha ucuza alma şansını yakalayabilirler.
gPhone ile cep telefonu pazarına gireceği söylenen Google bunun yerine cep telefonları için Open Handset Alliance ile birlikte Android adı altında açık kaynak kodlu bir cep telefonu platformunu duyurdu.
Android içinde işletim sistemini bulunduran bir platform. Cep telefonunda bulunması gereken özellikler bulunduğu için donanım üreticileri bunun üstüne kafa yormak zorunda kalmayacaklar.
Henüz bir şey söylemek için erken ama bu platformun ciddi bir donanım ve şirket desteği olmadan bir başarıya ulaşması kolay değil. Esasında yaklaşım doğru ama geç kalınmış denebilir. Ayrıca cep telefonunu sadece yazılım diye düşünmek büyük bir hata olur.
Google'da biz yapacağımıza başkaları gPhone yapsın yaklaşımı hakim gibi gözüküyor. Google yazılımı sağlayacak böylece Google'ın online hizmetleri daha rahat kullanılabilecek. Ama bu Google'ın artık donanımıyla beraber bir telefon çıkartma ihtimalini ortadan kaldırmış olabilir. En güçlü olduğu konuda açık destek verdikten sonra tecrübesi olmayan donanım ile uğraşmasına ihtiyaç kalmayacaktır.
Sistemin Linux Kernel'i üzerine kurulduğu söyleniyor. Bu önemli bir gelişme. Ayrıca 3. parti yazılımların telefonun tüm özelliklerine erişebileceği ve uygulamalar arasında ayrım olmayacağı belirtiliyor. Bu şekilde gerçekten açık bir uygulama plaftormu olduğuna inanıyorlar. Burada da hem Symbian hem iPhone'a gönderme yapılmış. Zira bu plaftormlarda telefonun pek çok özelliğine ulaşılsa da tüm özelliklere erişmek mümkün değil.
Open Handset Alliance üye listesini buradan görebilirsiniz. İçlerinde önemli yazılım, donanım üreticileri ile mobil operatörler bulunmakta.
Tabi bu isimlerin bulunması Android'e önemli destek verecekleri anlamına gelmiyor. Google'ın önayak olduğu bir projede baştan itibaren bulunmak istemiş de olabilirler.
12 Kasım'da ilk SDK'nın yayınlanacağı açıklanmış. Ne kadar kapsamlı olacağını o zaman göreceğiz. (Güncelleme: SDK yayınlandı ilgili yazılara buradan ve buradan ulaşabilirsiniz)
Bahsedeceğim yöntem kablo gerektirmeyen bir yöntem. Kablo kullanabilirim derseniz sadece Access Point özelliği olan bir cihaz ekleyerek ağın kapsama alanını artırmanız mümkün.
Kablosuz olarak kablosuz ağın mesafesini artırmak için en basit yöntem Repeater denilen tekrarlayıcı cihazları kullanmak. Bu cihazlar mevcut bir ağ bağlantısının bir uzantısı gibi çalışarak erişim olmayan alanlara yayın yapmanızı sağlıyor.
Örneğin modeminiz evin bir ucunda ve bazı odalara yayın yapamıyor. Repeater'ı elektrik dışında hiçbir kablo bağlamadan modem ile erişim olmayan bölümlerin arasında bir yere yerleştirdikten sonra kapsama alanını genişletebilirsiniz.
Bu cihazlar genellikle aynı zamanda Access Point ve Bridge özellikleri ile geliyor. Ürün tanımında da Access Point+Bridge+Repeater gibi geçebiliyor. 100 YTL'nin altında rakamlara edinebileceğiniz bu cihazlarda modele göre değişmekle beraber temel olarak yapmanız gereken ayarlar da şöyle:
Yayınını genişletmek istediğiniz Ana yayın kaynağının (örneğin modem, router, vs) SSID ve Channel Number (kanal numarası) bilgilerini bilmelisiniz. SSID kablosuz ağın ağ listesinde gözüken adıdır. Channel Number ise genellikle 1-13 arasında olan ve yayın kanalını belirleyen numaradır. Bunu genellikle ana yayın kaynağının web arabiriminde Wireless (kablosuz) başlığında görmeniz mümkündür.
Repeater'ınızı bilgisayara bir ethernet kablosu ile bağladıktan sonra repeater web arabirimine girmelisiniz. Bunun için 192.168.1.1 gibi bir adresi web tarayıcınıza yazın. (Verdiğim adres modelden modele değişir. Gerekirse LAN ayarlarıyla oynamanız gerekir. Bu kullanım kitapçığında veya klavuzda anlatılır)
Arabirimde çalışma modunu Repeater olarak ayarlamalısınız. Aksi takdirde çalışmayacaktır.
Muhtemelen bu modu girdiğiniz sayfada Root veya Source (kök veya kaynak) alanında SSID olarak kaydettiğiniz bilgiyi girmelisiniz. Bazı repeaterlar çevrede yayın yapan siteleri "Site Survey" de denilen özellikle çevredeki kablosuz ağları tarayıp bulabilmektedir. Bu şekilde yazmadan elle girmeniz mümkün olabilir.
Aynı şekilde kaydettiğiniz Channel Number'ı da repeater üzerinde ayarlayın.
Şifreli bir ağdaysanız aynı şifre ayarlarını repeater üzerinde yapmanız tavsiye edilir.
Bazı repeaterlar yaptığı kablosuz yayın için farklı SSID kullanmaya izin verir. Örneğin modeminiz Kablosuz_Ev adı ile yayın yapabilir ama repeater Kablosuz_Ev_Repeater şeklinde yayın yapar. Böylece repeater'a mı yoksa modem'e mi bağlanacağınıza siz karar verebilirsiniz. Ancak bu desteklenmiyorsa ve siz örneğin laptopunuzun sadece modeme bağlanmasını istiyorsanız o zaman Repeater ayarlarında MAC filtrelemesinden laptoptaki kablosuz aygıtı filtreleyebilirsiniz.
Laptop veya başka bir bilgisayara bağlı kablosuz alıcının MAC adresini öğrenmek için Windows'ta şu adımları gerçekleştirebilirsiniz:
Başlat > Çalıştır ile açılan kutuya CMD yazıp ENTER'a basın
Komut penceresinde ipconfig /all yazıp ENTER'a basın
Çıkan listede Physical Address (Fiziksel Adres) yanında yazan o aletin MAC adresidir.
Bu şekilde repeater ile istediğiniz cihazları da engelleyebilirsiniz.
Çektiğiniz fotoğraflar anında kablosuz ağ aracılığıyla PC veya webe aktarılsın istiyorsanız bu kart size göre.
Dünya'da bir ilk olan ve SD kart slotu olan tüm makinelerde çalışan kartın içinde kablosuz bağlantı birimi bulunuyor. Böylece WI-FI üzerinden resim transferi olanaklı hale geliyor.
Şu anda sadece 2GB'lık SD kart boyutunda olan Eye-Fi'da kablosuz ağ ayarları yapmak, web, PC veya web+PC'ye upload seçeneklerini belirlemek mümkün. Ayrıca popüler resim saklama siteleri için de destek veriliyor. Hatta kısıtlamalar olursa fotoğraf otomatik olarak limitlere getirilip öyle upload ediliyor.
Bilgisayara aktarım içinse bilgisayarda küçük bir yazılımın çalışıyor olması gerekli.
Normal kullanımda kameranın pil tüketimini etkilemese de gönderim sırasında tüketimin artacağı belirtilmiş ama ne kadar olduğu söylenmemiş. Bunun yerine gönderilen dosya boyutuna göre değişir ifadesi kullanılmış.
Şu anda sadece ABD'de satıldığı belirtilen ürünün satış fiyatı ise 99$.
Fotoğraf makinesi üreticileri bluetooth gibi kablosuz teknolojileri ürünlerine ekleyedursun, artık SD kart ile bile gelen kablosuz teknolojilerin standart hale gelmesinin zamanının gelip geçtiğini gösteriyor bu ürün.
Farenizi kullanırken scroll wheel denilen kaydırma tekerini sadece sayfaları gezinirken kullanıyorsanız diğer pek çok özelliğinden faydalanmıyor olabilirsiniz. Öncelikle bilmeyenler için belirteyim, çoğu farede scroll tekerleğini çevirmek yerine üstüne bastığımız zaman düğme işlevi görür. Bu yazıda buna scroll düğmesi olarak değineceğim.
"Altı üstü fare sürücüye ne gerek var" demeden beraberinde gelen fare sürücüsünü kurmanızda fayda var. Böylece ekstra özellikleri kullanabilir veya özelleştirebilirsiniz. Özellikle scroll düğmesine atanacak işlevleri buradan değiştirebilirsiniz. Kaybettiyseniz üretici firmanın internet sitesinde bulma ihtimaliniz yüksek.
Ve mouse scrollu ile yapabilecekleriniz:
CTRL + Scroll: Çoğu durumda bir sayfa içeriğini yakınlaştırmak veya uzaklaştırmak için kullanılır. Örneğin Word, Excel, Paint Shop. Web tarayıcılarında font boyutunu büyültmek ve küçültmek için kullanılır.
PAN: Scroll düğmesine bastıktan sonra pan özelliği ile dökümanı sanki o basılan noktadan sağa sola çekiyor gibi dolaşabilirsiniz.
AUTO-SCROLL: Scroll düğmesine bastığınız yerde dört yönlü bir ok düğmesi çıkar. O noktaya göre fareyi ne tarafa çekerseniz, sayfa da oraya doğru kaydırılır. Fare imlecini bu 4'lü oktan ne kadar uzağa çekerseniz bu işlem de o kadar hızlı yapılır. Söylece sürekli teker çevirmek zorunda kalmazsınız.
Sayfaları Yeni Pencere/Sekmede açmak: Pek çok web tarayıcıda bir linke scroll düğmesi ile basarsanız bunu yeni bir pencerede veya sekmede açar.
Açılır Menülerde Seçim: Webde veya bir programda bulunan açılır menülerde fareyi bu listenin üzerine getirdikten sonra tekeri kaydırarak listede farklı elemanları seçebilirsiniz.
Kaydırma Düğmeleri Ses denetimindeki gibi kaydırma düğmelerinde de tekerinizle ayar yapabilirsiniz.
Çift kaydırma tekeri olan fareler genellikle ikinci tekeri yatay kaydırma için kullanır ancak fare sürücüsünün yazılımından buna da farklı özellikler vermek mümkün olabilir. Örneğin zoom, web tarayıcılarında ileri/geri gibi fonksiyonlar.
Ayrıca her yazılım fare tekerine kendine özgü özellikler katabilir. Bunları deneyerek öğrenebilirsiniz. Denemeleriniz sırasında, SHIFT, CTRL ve ALT tuşları ile de farklı kombinasyonları denemenizde yarar var. Örneğin Google Earth her kombinasyon ile farklı bir işlev sunmakta.
Kablosuz fareler uzun süredir piyasada. Ama kablosuz teknoloji sadece kısıtlı hareket kolaylığı sağlıyordu. Sonuçta yine bir yüzey üzerinde çalıştırdığımız için belirli bir çalışma alanına kısıtlanıyorduk.
Air mouse denilen ve işaretleme yapabilmek için bir masaya ihtiyaç duymayan fare teknolojisi ise artık bu sorunu ortadan kaldırıyor.
Kablosuz olan bu tür fareleri havada ekran üzerine hedeflemeye bile gerek duymadan, fare hareketlerini gerçekleştirmek mümkün. Hareket yönüne göre faremiz hareket ediyor. Böylece hem uzun mesafede çalışabiliyoruz, hem de fareyi koymak için bir yüzeye ihtiyaç duymuyoruz. Hem de bileğimizi özgürce oynatabiliyoruz.
Kısacası sırtınızı geriye yaslayıp veya koltuğumuza oturup bilgisayarı yönetmek mümkün oluyor.
Özellikle media center uygulamaları için lanse edilen ürün adeta uzaktan kumanda gibi çalışıyor. Ancak klasik kumandaların aksine hava fareleri, seçme işini düğmeler ve menüler arasında gezinmeden hallediyor. Ve tabi bir alıcıya yöneltmek gerekmiyor.
Buna ek olarak kablosuz bir klavye ile bilgisayardaki tüm işleri uzaktan yapmak mümkün. Klavye de şart değil. Klavye yerine ekranda gözükecek sana klavye uygulamalarını da kullanabiliriz. Bunlar bilgisayar ekranına küçük bir klavye getirerek fare ile tıkladığımız harfleri klavyeden basıyor gibi kullanmamıza imkan tanıyor.
Tabi bu teknolojinin dejavantajları olmadığını söyleyemeyiz. Bileğin sürekli hareket halinde olmasına neden oluyor. Bileğin masa gibi destek alacağı bir alan yok. Bilgisayara haşır neşir olmayan kişilerin fare ile işaretlemeye çok yatkın olmadığını da söyleyebiliriz. Bir de yakından çalışmak gereken durumlarda elimizi koyacak yer bulmak zor olabilir.
İleride bu tür farelerin hem masa hem havada çalışan hybrid modelleri yapılırsa daha da yaygınlaşacağına şüphem yok.
İşte bu tür bir hava faresinin kullanımının anlatıldığı video:
Ayrıca Nintendo Wii ile de bilgisayara komut yollayan ve hava faresi gibi kullananlar da var. Bunun için bilgisayarın Wii'yi algılaması için Bluetooth bağlantısı ile komutları belirlemek için küçük bir yazılım yeterli. İstediğiniz tuşa istediğiniz komutu vermek sizin tercihinize kalıyor.
Bir de küçük ipucu. Eğer bilgisayarınızda hali hazırda kullanabildiğiniz bir uzaktan kumandanız varsa (TV kartı, kızılötesi, vs) uICE gibi bir programla, kumanda üzerindeki düğmeler ile fare hareketlerini bilgisayarda taklit edebilirsiniz.
Intel'den gelen açıklama ile 2008'in başlarında fiber optik bağlantı kullanacak USB 3.0 standardı için çalışmaların başlanacağı açıklanmış.
Geri dönük uyumlu olacak cihazlar USB 2.0'ı da destekleyecekmiş. Hızların on kata kadar daha fazla olacağı ve artık kablolu bağlantıda bu tür bir hızın gerekli olduğu söylenmiş.
Yerinde bir karar olduğu söylenebilir. Zira bu standart gelene kadar veri saklama cihazlarının kapasitelerinin bir kaç kat artacağı düşünülürse USB 2.0 yetersiz kalmaya başlayacaktı.
USB, USB Implementers Forum içinde Intel'in öncülüğünde ve diğer firmaların katılımıyla geliştirilmekte. Intel Developer Forum'da USB 3.0 Destek Grubu kurularak yeni standardın geliştirilmesine başlanmış olundu.
Microsoft uzun süredir yaratıcı en azından yenilikçi fikirler üretemeyen politikalara saplanmış gibi gözüküyordu. Kod adı Milan olan Surface belki de şirketi bu durağanlıktan kurtarabilecek, en azından yeni ufuklara götürebilecek bir ürünü.
Mayıs ayında tanıtılan ve Kasım'da piyasaya çıkması beklenen Surface, esas olarak dokunmatik bir yüzey. Donanım ve yazılımın beraber olduğu ürün çoklu dokunmaya imkan vererek yeni bir komut dünyasının kapılarını açıyor.
Esasında masaya benzeyen ürün 30 inçlik yani yaklaşık 76 cmlik bir ekrana sahip. Üst kısmı akrilik, kasa ise toz boya kaplama çelikten oluşuyor. Windows Vista ile çalışacak ürün wireless, bluetooth ve ethernet bağlantısı sunuyor. Böylece farklı cihazlarla iletişme geçmesi de öngörülüyor. Örneğin dijital müzik çalarınızı, cep telefonunuzu üstüne koyduğunuzda bunların içeriğini kullanabiliyor. Dijital fotoğraf makinenizle çektiğiniz fotoğrafı anında Surface aktarmanız mümkün.
Microsoft bu ürünü "Kullanıcı ile teknoloji arasındaki geleneksel engelleri ortadan kaldırıp, günlük hayatta sık kullanılan öğelerle etkileşime girme yöntemini değiştiriyor" şeklinde lanse ediyor.
Bildiğimiz bağlamda klavye ve faresi olmayan sistemin 4 ana öğesi olduğu belirtiliyor. Bunlar; doğrudan etkileşim, çoklu dokunma ortamı, çoklu kullanıcı deneyimi ve nesne tanıma olarak listelenmiş.
Yenilik nerede diye düşünürsek, öncelikle çoklu kullanıcı ortamı gerçekten çok geniş olasılıklar sunan ve maliyetten kullanıma pek çok alanda faydası olan bir uygulama. Surface bunu becerebilecek gibi gözüküyor.
Multi-touch ve hareket algılama çok yeni olmasa da tam anlamıyla kullanılmış gibi gözüküyor. Hareketlere göre nesneleri sürüklemek, boyutlandırmak, şekiller çizmek mümkün.
Genel olarak baktığımızda pek çok alışkalığı değiştirebilecek bir ürün. Aklıma ilk gelen örneğin bir restorana gittiğinizde menü masanızda karşınıza çıkabilir, seçiminizi yaptıktan sonra yemeğiniz gelene kadar masa üzerinde oyun oynayabilir, internete girebilirsiniz. Baktığınız bir resmi karşınızdaki kişiye itebilir onun bakmasını sağlayabilirsiniz.
Nesne algılama ile koyduğunuz cisim ile ilgili seçenekleri hemen karşınıza çıkarabilir. Bu da reklam ve pazarlama açısından önemli bir imkan.
Ürün fiyatının 5-10 bin dolar civarında olacağı ancak 3-4 sene içerisinde ev kullanıcılarının alabileceği düzeye ineceği düşünülüyor. Bu nedenle Microsoft öncelikle hastane, otel, restoran ve eğlence yerlerinde kullanma girmesini hedefliyor.
Özet olarak bilim kurgu filmlerinde enteresan kullanıcı arabirimlerinin çok mantıksız olduğunu düşünenler Surface'i gördüklerinde yavaş ama emin olarak o yolda ilerlendiğinin farkına varacaklar.
iPod iPhone'u doğurdu, iPhone ise iPod Touch'ı doğuruyor.
Apple iPhone ile cep telefonu piyasasına girmiş ve bu büyük yankı yapmıştı. iPhone bu denli ilgiyi toplamışken şimdi de yeni iPodlar touch adı altında iPhone'a benzer hatta daha fazla özellikler ile piyasaya çıkacak.
Tasarım iPhone'dan alınmış. Yine dokunmatik ve büyük bir ekran olacak ancak iPhone'dan daha ince olacakmış.
Ayrıca Wi-Fi kablosuz internet bağlantısı da ilk kez iPodlara girmiş olacak. Bu şekilde Youtube ile de uyumlu hale gelebilmesi mümkün olacak. Ayrıca şarkıları online olarak direkt iPod ile almak da mümkün olabilecek. Bu arada Apple çaktırmadan da kendi üretimi olan Safari web tarayıcısının pazar payını artırıyor.
Kapasiteleri 8 ve 16GB olan iki model çıkacağı belirtiliyor. ABD satış fiyatları ise sırasıyla 299 ve 399$.
Yeni LCD dokunmatik ekran gibi çalışabiliyor. Diğer dokunmatik ekranların aksine dokunma algılaması için ekran üstünde bir tabakaya ihtiyaç duyulmuyor.
Çünkü bu yeni LCD'de her pikselde bir görüntü algılayıcı bulunuyor. Bu şekilde ekran adeta bir tarayıcı gibi çalışıyor.
Sharp'ın açıklamasında dokunmayı algılayan filmin bulanık görüntüye neden olabildiği, bu ürünleri ile bu sorunu aştıkları belirtilmiş. Ayrıca bu teknoloji ile çoklu dokunmaya da imkan sağlandığı söyleniyor.
Ürün hedefi olarak smartphone, PDA, UMPC, dijital fotoğraf makineleri gösterilmiş.
3.5" boyutundaki ekranların toplu üretimine geçilecekmiş.
Symbian mobil cihazlarda kullanılan bir işletim sistemi. Symbian OS olarak da geçiyor. Nokia, Sony Ericsson, Samsung, Panasonic ve Siemens gibi önde gelen cep telefonu üreticileri Symbian'ın hissedarı. Nokia geçtiğimiz yıllarda hisse oranını %50'nin üzerine çıkartmaya çalışmış ama yönetim kurulu buna izin vermemiştir.
Symbian şirketinin rakamlarına göre 31 Mart 2007 tarihi itibariyle 126 milyon symbian cihaz satılmış durumda. Bu tüm cep telefonları içinde %12 gibi bir rakama denk geliyor. Yine aynı tarih itibariyle son Symbian sürümü 9.5. Symbian'a göre 7500 adet Symbian yazılımı üretilmiş durumda.
Özellikle taşınabilir cihazlar için üretildiğinden uzun süreli pil kullanımını ve çalışma süresini hedeflemekte.
Symbian işletim sistemi açık kaynak kodlu değil. Ancak ile 3. şahısların yazdığı programların çalışmasına imkan veren özelliklere sahip. Yazılım geliştirme kitleri ile çeşitli programlama dillerinde yazılımın uygulanmasına imkan tanıyor.
Symbian'ın en büyük avantajı da bu. Symbian şu anda taşınabilir cihazlar içinde en aktif yazılım geliştirilen işletim sistemlerinden biri hatta muhtemelen en önde geleni.
İşletim sistemi yapısında cihazın neredeyse tüm özelliklerine erişmek mümkün oluyor. Bu şekilde üretilen yazılımlar da son derece işlevsel olabiliyor.
Örneğin arama yönetimi, veri girişi, bağlantı denetimi, grafik yönetimi, telefon bileşenlerine erişim (kamera, mikrofon, kızılötesi, bluetooth vs) gibi pek çok işlevi çeşitli yazılımlar ile yönetmek mümkün.
Genel olarak programlar JAVA ve C++ kullanarak yazılıyor.
Symbian program kurulumları .SIS (Symbian Installation Source) uzantısı ile geliyor. Programlar ise genellikle .APP uzantısına sahip. Bir programı kurmak için SIS dosyasını cihaza yükleyip çalıştırmak yeterli oluyor. Ardından programın kısayolu cihaz menüsüne ekleniyor.
Arabirim neredeyse pikseline kadar değişitirilebilir olduğundan istediğiniz arayüzü kullanmanız veya kendi arayüzünüzü tasarlamanız mümkün oluyor. Tema da denilen bu arayüz paketlerini indirebilir ve telefonunuza kurabilirsiniz.
Symbian'ın bir dezavantajı çok yakın aralıklarla güncelleniyor ancak güncellemelerin eski donanımı desteklemiyor olması. Yani bir PC gibi symbian işletimi sisteminizi yükseltmeniz mümkün olmuyor.
Bir program kurarken telefonunuzun işletim sistemine uygun olup olmadığını bilmeniz önemli.
Symbian işletim sistemleri genel olarak S60 ve UIQ plaftormlarında çalışıyor. Bu platformlardan biri için yazılan yazılımın diğerinde çalışmama ihtimali bulunuyor. UIQ ile S60 yazılımları arasındaki en büyük fark arabirim katmanından kaynaklanıyor. Sony Ericsson genellikle UIQ ile telefon üretirken Nokia S60'ı tercih ediyor. UIQ telefonlar dokunmatik ekranlar ile geliyor.
Yazımı bitirirken Symbian yazılımları ile ilgili bir tavsiyem olacak. Bir program kurarken işlevlerinin düzgün çalıştığından emin olmaya çalışın. Aynı işi yapan 10-15 programdan genellikle en fazla 1-2 tanesi eli yüzü düzgün işleve sahip oluyor. Aynı şekilde temaların bazıları da kullanışsız olabilir. Biraz forum dolaşmanız ve fikir sahibi olmanızda fayda olacak.
Pek çok blogda gördüğünüz ve genellikle "çok ilginç", "çok eğlenceli" ve bunun gibi tanımlamalar ile listelenen ve çoğunlukla özel bir kullanım amaçlı araç, alet, ve bunun gibi nesnelere gadget deniyor. Türkçe'ye tam olarak karşılamasa da aygıt diye çevirebiliriz sanırım. Gizmo olarak adlandıranlar da mevcut.
Hani şu elinize aldınız mı işlevini görmek isteyeceğiniz, biraz zorlayacağınız, şaşıracağınız veya çok gereksiz bulacağınız türden olanlar.
Özel bir veya birkaç işleve sahip olduklarından kimisine faydalı, kimisine eğlenceli kimisine de gereksiz gelmesi gayet normal. Ama tam da buna ihtiyacım vardı diyeceğiniz en az birkaç ürünü bulabileceğiniz sanıyorum.
"Lambalı terlikleri" görünce böyle bir yazı yazmanın şart olduğunu kavradım. Bu tür gadgetları tek tek buraya geçmektense bir liste halinde konuyla ilgili siteleri vermek daha mantıklı diye düşünüyorum.
Neler mi var bu sitelerde? İnsan vücudu şeklindeki bıçaklıktan USB kapı zillerine, sağını solunu çektiğinizde bir fonksiyon çıkan koltuklardan bir çubuk boyutuna küçülen portatif ızgaralara kadar pek çok gadget mevcut.
Alıcısı olmasanız da bakıcısı olmanın tadını çıkartın.
Küresel ısınma etkilerininin günlük yaşamımıza giderek artan bir oranda yansıdığı şu günlerde eğer bir kişiden bir şey değişmez diyenlerden değilseniz bu yazıdaki gerçekçi tasarruf önlemlerini uygulamanızın hepimiz için faydalı olacağına inanıyorum. Korku üzerine dayalı veya küçük ayrıntıları değil çok özel çaba gerektirmeyen, daha pratik ve köklü çözümleri listeleyeceğim. Elektrik İşleri Etüd dairesinin enerji tasarrufu hakkında hazırladığı geniş kapsamlı bir yazıyı buradan inceleyebilirsiniz.
A Sınıfı Enerji tüketimi daha az ürünler A sınıfı olarak etiketleniyor. Evet yüksek enerji tüketen ürünlerden daha pahalılar. Ama pek çok A sınıfı ürün kullanım süresinde elektrik masrafını çıkartabiliyor. Özellikle elektrikli eşyalarınız eskiyse bu ürünler ile değiştirmenizde yarar var. Tahmini 5 ve daha yaşlı cihazların çoğu G sınıfı enerji tüketimi ile çalışıyor. Eğer G sınıfı bir ürünü A sınıfı ile değiştirirseniz uzmanlara göre %80 oranında tasarruf yapmanız mümkün. Aslında belirli bir vade için ürünü neredeyse bedavaya yenilemiş oluyorsunuz.
Her ürün için farklı enerji tüketimi üzerinden standart getirilmiş durumda. Sunipeyk.com adresinde su tüketimi elle yıkamaya göre daha düşük olan çamaşır makineleri için KDV'nın 0 olması için bir kampanya düzenleniyor. Katılıyorum ve tasarruf sağlayan her ürün için KDV'nin kaldırılması veya indirilmesi gerektiğini kendi fikrim olarak ekliyorum. İnsanların bu ürünlere yönlendirilmesinin en pratik yolu bu.
Energy Star ise ABD hükümetinin desteklediği bir program. Enerjiyi etkin kullanan ürünler Energy Star logosunu ürünlerinde kullanabiliyor. Tasarruflu Ampul Bu ampüller belki nispeten yüksek fiyatlarından belki de yanlış lanse edildiklerinden çok yaygınlaşamamış gibi gözüküyor. Floresan lamba olarak da bilinen bu ampuller hakkında yanlış bilinen şeylere değineyim, zaten bunları dile getirince iyi yanları ortaya çıkmış oluyor.
Bu ampuller sadece elektrikten tasarruf etmiyor. En az 3 yıl ömür neredeyse her tasarruf ampulünde vaat ediliyor. 5-10 sene garantili olan modeller bile mevcut. Akkor ampulleri ise kimi zaman birkaç ayda bir değiştirmek gerekebiliyor. Sadece kullanım ömürleri nedeniyle bile maliyeti karşılamanız mümkün.
Sadece beyaz ışık vermiyor. Aynı model ve güçte çalışan ve sarı ışık veren cinsleri de bulunmakta.
Bazıları bu ampullerin az ışık verdiğine inanıyor. Özellike satın almadan önce deneyenler ışığın yetmeyeceğini düşünebilir. Ancak bu ampuller yapısı gereği belirli bir süreden sonra tam performans ile aydınlatmaya başladığından bu yanılgıya düşmemek gerek. 2-3 dakikalık loş ışıktan sonra tam performans ile çalışıyorlar. Odanızda 3-4 saat ışıklar yanık oturduğunuzu düşünürseniz bu süre devede kulak kalır.
E40 denilen ince vidalı minik ampul çeşitleri de mevcut.
Sıkça görülen ince uzun tasarım tek ampul tipi değil. Her yerde bulamasanız da büyük alışveriş merkezlerinde özellikle boyları daha kısa olan spiral, dikdörtgen, çiçek benzeri gibi pek çok tasarım mevcut.
Bir iki nokta var ki bu lambaların kullanılması sakıncalı. O da ışığın sürekli açılıp kapandığı yerler. Örneğin apartmanlarda kat aralarında bunları kullanmamak gerek. Çünkü hem tam performansa bu kısa sürede ulaşamazlar hem de lambaların ömrü kısalır.
Ayrıca dimmer (ışık şiddetini ayarlayan düğme) kullanılan lambalarda sadece ürün ambalajında dimmer ile çalışır ifadesi olan modelleri kullanın.
Sensörlü Lambalar Sadece o ortamda bulunduğunuzda ışığın açılmasını sağlarlar. Örneğin bir apartmanın kat lambaları özellikle eski binalarda tek düğme ile tüm katları yakacak şekilde takılmıştır. Sensörlü armatürler kullanıldığında hem düğme ihtiyacı ortadan kalkacak hem de sadece gereken katların aydınlanması sağlanacaktır. Bunun ne kadar gerekli bir şey olduğunu şöyle açıklayabiliriz. 10 katlı bir apartman düşünün. Düğme 2 dakika boyunca yanacak şekilde tüm katları yakıyor. Apartmana girdiniz., düğmeye bastınız. 10 kat da yanmaya başladı. Sonra asansörü çağırdınız bindiniz ve katınıza çıktınız. Işık söndüğü için tekrar ışık düğmesine bastınız. Kapınızı açıp içeri girdiniz. Toplam 4 dakika boyunca 10 lamba yanmış oldu. Yani evinize girmek için 40 dakikalık ışık kullandınız. Halbuki sensörlü bir armatür olsaydı, 2 dakika giriş, 2 dakika katınızda yanacaktı. Hatta akıllı bir sensör ile sadece bulunduğunuz sürece de yanabilirdi. Yani en az kat sayısı kadar elektrik boşa harcanmış oldu. Bir de apartmanda oturan kişi sayısını düşünün ve ne kadar elektriğin gereksiz yere harcandığını siz hesaplayın.
Aç Kapa Musluklar Bu armatürlerin klasik vidalı musluklardan bariz bir kaç avantajı bulunmakta. Öncelikle bu musluklar ile suyun akışını başlatmak ve durdurmak çok daha hızlı bir biçimde gerçekleşiyor. Bu nedenle boşa akan su miktarı daha az oluyor. Özellikle traş olurken, diş fırçalarken iki eliniz kirli de olsa dirseğiniz veya kolunuzun temiz bir bölümü ile musluğu kapatıp açabilirsiniz. Bir diğer unsur sıcak soğuk su ayarını çok daha kolay yapabilmeniz. Vida musluklarda bir musluğu açtıktan sonra diğerini açıp sıcaklığı ayarlayana kadar boşa su akıtmak mümkün. Bu musluklarda genelde kullandığınız ayarı bir süre sonra otomatik olarak bulabilirsiniz.
Bilgisayardan Tasarruf Denetim Masası içindeki güç ayarlarından bilgisayarınızı belirli bir süre kullanmadığınızda otomatik olarak bekleme moduna geçirmeniz mümkün. Bekleme modu bilgisayarı kapatmıyor beklemeye alıyor. Bir tuşa veya klavyeye dokunduğunuzda kaldığı yerden açılıyor. Bir bilgisayar standby modunda, normal kullanımdaki enerjinin neredeyse 1/50'sini kullanır. İsterseniz sadece monitörü bekleme moduna alabilirsiniz.
LCD monitörler benzer boyda tüplü CRT monitörlerin yarısı, bazen 1/3'ü kadar enerji tüketir. LCD monitörün şık ve daha az yer kaplamasının yanında bir avantajı da budur.
Kullanmadığınız programları kapatmak dahi elektrik tasarrufu sağlayacaktır.
Klima vs. Vantilatör Eğer uzun süre belirli bir yerde oturacaksanız klima yerine vantilatör kullanmak çok daha akıllıca bir yöntemdir. Çünkü klima yöne bakmadan her yeri soğuturken, vantilatör sadece belirli bir yeri soğutur. Bu şekilde gereksiz yere enerji harcamamış olursunuz.