elektronik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elektronik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2012 Perşembe

Iphone 5 Genel Değerlendirmem

Iphone 5, 4S modelinden bir sene sonra piyasaya çıktı. Yeni modeli dikey olarak uzaması dışında 4S'i ve ondan önceki 4 modelini tasarım olarak radikal biçimde değiştirmedi. Ancak eski modellerdeki özellikleri neredeyse her açıdan iyileştirdi. Bu adım ürünün piyasadaki yerini koruması adına önemli ancak en az 1 sene daha yeni model çıkartmayacağından ve tasarım tamamen yenilediğinden bunun 2 sene bile olacağını düşünürsek bu zaman içinde Iphone'a daha güçlü rakipler piyasaya çıkacaktır. Bu durumda Iphone 5 Apple'ın son büyük telefonu olabilir. Ancak Apple'ın elinde daha neler olduğunu bilmemiz güç olsa da en azından bu telefonun ciddi satış rakamlarına ulaşacağını söylemek o kadar güç değil.

Yakında çıkacak IOS 6 ve daha sonraki IOS güncellemeleri de bu ürünün geleceğinde çok önemli rol oynayacak. Ekranın uzaması klavyeden sonra gözüken kısmın alanın artması ve daha kullanışlı olması açısından avantaj getirecek ancak mevcut uygulamaların bu çözünürlüğü destekleyecek şekilde yapılması veya eski modeller ile oluşacak uyumsuzluk Apple için kullanabilirlikten öte problemle doğurabilir.

Bir diğer ilginç tarafı medyaya sızan ayrıntıların neredeyse tamamının gerçekleşmiş olması. Bu aslında biraz işin büyüsünü bozuyor. NFC veya başka bir tavşan çıksaydı bu algıyı daha pozitif etkilerdi diye düşünüyorum.

Önümüzdeki günlerde ön siparişler alınacak ve 21 Eylül'de satışlara başlanacak. Bu tarihten sonra daha net olarak yorumlamak mümkün olacaktır.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Apple Yeni Iphone 5'i Duyuruyor

Şu anda düzenlenen basın konferansında yeni telefon modeli tanıtılıyor. Yenilikler arasında daha uzun olması ve 16:9 oranında bir ekran kullanılması, %18 daha ince olması ve 112 gram ağırlığa inmesi (beşte bir ağırlık), A6 çip, %44 daha fazla ekran saturasyonu gösteriliyor.

A6'nın A5'e göre iki kat hızlı olduğu söyleniyor. Pil tüketimi ise daha az olarak belirtilmiş.

4G LTE bağlantı destekleniyor.

Cihazın arka tarafı ve kasası alüminyumdan yapılmış.

Şimdilik yeni dock konnektörü ile ilgili bir bilgi verilmemiş. Yeni konnektör 30 yerine 8 pin ve haliyle daha küçük. Eski ürünler ile kullanılabilsin diye ekstra bir adaptör piyasaya sürülmüş. Yeni konnektörün adı ise Lightning.

Ekran boyutu 4 inç. Ekran büyüdüğünden artık 4 yerine 5 satır simge görülebiliyor.

Kamera 4s kamerası ile aynı özellikte. Ancak diyafram hızının artırılarak özellikle daha düşük ışıkta daha iyi fotoğraflar çekilmesine yardımcı olacağı belirtiliyor. Öndeki kamera da iyileştirilmiş.

Kulaklıklar Earpod adı verilen yeni tasarım ile değişiyor.

Henüz fabrika sim-kilitsiz (unlocklu) bir versiyonun satılıp satılmayacağı ile ilgili bir açıklama yapılmadı.

NFC ve kablosuz şarj özellikleri bulunmuyor.

28 Ağustos 2012 Salı

Apple'ın Samsung'a karşı kazandığı patent davasının anlamı

Geçtiğimiz haftanın sansasyonel haberi Apple'ın Samsung'a karşı açtığı patent ihlali davasını kazanmış olmasıydı.

Bunda en önemli sebep yüksek gözüken tazminat miktarı.Basın genel olarak yüzeysel bir biçimde milyar dolarlık ceza olarak haberi geçti. Yurt dışında bile olay çok detaylı incelenmiyor zira doğrusunu söylemek gerekirse patent davaları sıkıcı ve anlaması zor davalar.

Pek bahsedilmeyen detayları meraklılarına kolay anlaşılabilecek şekilde özetlemek istedim.

  1. Dava Apple'a ait bir kaç patentin Samsung'a ait bir kaç üründe ihlal edildiğine dair açıldı.
  2. Dava jürili bir federal mahkemede görüldü. Jüri seçimi için oturum yapıldı ve yargıç Lucy H. Koh tarafından seçildi.
  3. Apple 4 adet Design ve 3 adet Utility patentin ihlal edildiğini gerekçe gösterdi (Design ülkemizde endüstriyel tasarım denilebilecek ve şekil yönünden koruma sağlayan bir patent. Utility ise işlev yönünden buluşları koruyor)
  4. Patentlere 2007 yılında Apple'ın ilk Iphone'u piyasaya sürmesinden hemen önce başvurulmuş.
  5. Tasarım patentleri genel olarak yuvarlak hatları olan elektronik cihazları korumaya almaya yönelik
  6. Utility patentleri ise menüler, pencereler (örneğin bouncing scroll gibi) ve çoklu dokunmatik arabirimin özellikleriyle ilgili.
  7. Samsung karşılık olarak kendi patentlerinin ihlal edildiğini belirtti. Samsung'un itiraz ettiği patentler ise alt seviye haberleşme alanında alınmış patentler. Mahkeme bunların ihlal edilmediğine karar verdi.
  8. Dava sonucunda jüri Samsung'un "kasıtlı olarak" patent ihlali yaptığına karar verdi.
  9. Kasıtlı olarak ihlal önemli zira hakim jürinin belirlediği 1 milyar dolarlık tazminatı 3 katına çıkartabilir.
  10. Apple davayı açtığında 2.5 milyar dolarlık bir tazminat talep ediyordu.
  11. Samsung ve Apple'ın karara itiraz etmesi bekleniyor yani bu kesin karar değil.
  12. Kararın verilmesinde tek tek patentlerin net olarak ihlali değil de "trade dress" denilen yani genel sunumun taklit edildiği görüşünün ağırlık kazandığı belirtiliyor.
  13. Daha önce Almanya, İngiltere, Hollanda Avustralya gibi ülkelerde açılan davalarda ihlal olmadığına karar verilmişti.
  14. Bu karar kesinleşse bile Android'i yani yazılım platformunu etkilemiyor. Ama konunun muğlaklığı ve bir tehdit oluşturma ihtimali karşısında Google'ı bir açıklama yaparak bu tür davaların yeniliği engelleyecek ve tüketicinin aleyhinde gelişecek şekilde kullanılmaması gerektiği yönünde bir açıklama yapıldı.
  15. Karar sonrasında Apple hisseleri yükselirken (%2: 15 milyar dolar) Samsung hisselerinde düşüş (%7.45: 12 milyar dolar) yaşandı.
Bazı yorumcular 1 milyar dolarlık tazminatın önemli bir miktar olmadığını belirtiyor. Bazıları ise çok büyük kayıp olarak gösteriyor. Bunun sonuçlarını ancak temyiz sonucu belli olduğunda ve zaman içinde göreceğiz. Eğer bu  Samsung veya başka firmaların önünü tıkarsa o zaman Apple için büyük zafer ama tüketiciler için kötü bir durum olur.

Şahsen bu kadar muğlak ve genel istemleri olan patentlerin verilmesi veya verildikten sonra bu denli geniş kapsamlı koruma sağlaması bana doğru gelmiyor. Hele ki jürinin kasıtlı ihlal demesi aşırı bir karar. Iphone piyasaya ilk çıktığında hali hazırda dokunmatik ekranlı ürünler vardı. Akılda kalıcı özelliği ise düzgün uygulanmış multitouch özelliği ve cam ön paneldi.

Ipad veya Galaxy Tab ise uzun süredir zaten olan tablet PC adı verilen ürünlerin yeniden şekillendirilmesinden başka bir şey değil.

Aslında Apple'ın yaptığı şey de bilinen şeyleri bir arada düzgün ve kullanılabilir şekilde sunması. Bunu çok iyi yaptığından çok beğenilen ürünler üretti ve ticari olarak da sağlayabileceği maksimum faydayı elde etti. Kişisel görüşüm Samsung'un Apple'ı ticari zarara uğratmadığı ve Apple'ın patentlerinin çok genel olduğu ve aslında yenilik olmadığı yönünde. Ama çabaları bundan sonra olacakları engellemek için gibi duruyor zira Samsung arayı kapatmak yolunda adımlar atmakta.

CNN'in derlediği ve patent ihlali olduğu belirtilen telefon modellerine ve tazminat miktarlarına bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

İhlal edildiği belirtilen patent dokümanlarına aşağıdaki sayfalardan ulaşabilirsiniz.

Utility
http://www.google.com/patents/US7469381
http://www.google.com/patents/US7844915
http://www.google.com/patents/US7864163

Design
http://www.google.com/patents/USD593087
http://www.google.com/patents/USD618677
http://www.google.com/patents/USD604305
http://www.google.com/patents/USD504889

18 Şubat 2012 Cumartesi

Iphone, Jailbreak ve Unlock ile ilgili Temel ve Özet Bilgiler


IOS: Operating System’in başına I harfi gelerek üretilmiş kısaltmadır. Donanım yanında ICihazların en güçlü özelliğidir. Şu anda pek çok Apple ürününde kullanılan işletim sistemi olan IOS zaman zaman büyük ara sıra da küçük güncellemeler ile yenilenmektedir. Ipad, Ipod Touch ve Iphone’da pek çok uygulamanın aynı şekilde kullanılmasını sağlayan yazılımdır. Örnek olması açısından Android, Windows Mobile veya Symbian gibi bir platform olduğu söylenebilir.

Jailbreak: Iphone içinde Apple’ın IOS’a getirdiği kısıtlamalar yüzünden kurulması mümkün olmayan programları kurmak ve sistem değişiklikler yapmak için uygulanan yazılım yüklemesidir. Bu şekilde iphone’un erişilemeyen kısımlarına erişim mümkün hale gelmekte ve tema, tweak ve uygulama olarak performans ve görünümü değiştirecek köklü değişiklikler yapılabilmektedir. Halk arasında iphone kırmak olarak da adlandırılabilmektedir. Bu işlem telefonun garantisinin sona ermesi anlamına gelebilir. Kaldırılması mümkündür. Her yeni IOS versiyonu için farklı jailbreak yöntemleri bulunmaktadır.

Tethered jailbreak: Genelde yeni bir IOS versiyonu çıktığında öncelikli tethered jailbreak sürümü hazırlanır. Hızlı piyasaya sürülmesi açısından ve IOS’un bazı kısımlarına erişim o anda bilinmediğinden bu tarz jailbreakler iphone ve idevicelarda kullanılabilir. Dezavantajı cihaz açılıp kapandığında bilgisayara bağlayarak jailbreak kadar uzun süre olmasa da bir bağlantı zorunluluğu olmasıdır. Piliniz bittiğinde şarj aleti bulsanız dahi bir de bilgisayara ihtiyaç duyacağınız anlamına gelir.

Untethered jailbreak: Telefon açılıp kapandığında dahi bilgisayara bağlamadan kendi kendine açılmayı sağlayan jailbreak türüdür.

IPSW: Boyutu 600-700 Mb boyutlarında olan ve cihazın içindeki yazılımı barındıran dosyadır. IOS güncellemesi sırasında bu dosya Itunes tarafından indirildikten sonra cihaza kurulur.
Reds0w: Bir jailbreak kurulum uygulamasıdır.

Cydia: Jailbreak sonrası gelen ve Appstore benzeri işlevi olan ancak farklı konumlardan uygulama dışında yazılım ve arabirim değişiklikleri yüklemeye yarayan kurulum yöneticisi. 

Cydia Repoları: Repo dosya bilgileri ve kurulum için bir sunucudan sağlanan listelerdir. Bu listeleri Cydia içine kaynak olarak ekledikten sonra o repodaki içerik görüntülenebilir ve telefona indirilip kurulabilir. Cydia ilk kurulduğunda bazı repolar ile birlikte gelmektedir. İstenildiğinde farklı amaçlarla repolar eklenebilir.

Unlock: Telefonun sim kart kilidi olup olmadığı konusudur. Son zamanlarda satılan 4 ve 4S modelleri unlocklu (sim kilitsiz olarak) yurtdışından satın alınabilmektedir.

Baseband: Her IOS güncellemesinde yenilenen telefonun modem yazılımındaki bilgilerdir. Baseband özellikle sim kilitli telefonlarda önemlidir. Eğer IOS güncellemesi sırasında basebandi yükseltirseniz bu durumda sim kilit uygulamakta kullandığınız yöntemler kullanılamaz hale gelebilir. IOS güncellemesi sırasında baseband preserve moduyla bir özel IPSW dosyası oluşturup cihazınızı bununla güncellerseniz IOS versiyonu değişirken baseband sabit kalır.

SHSH Kaydı: Bu kayıt baseband bilgilerini taşır. Eğer bu bilgiler olmazsa telefonun IOS versiyonunu bir alt versiyona indirmeniz mümkün olmaz. Unlock problemi yaşayanların bu kaydı kaydetmesinde büyük önem bulunmaktadır.

Ultrasn0w: Telefonun unlocksuz (sim kilitli) olması durumunda arkaplanda çalışarak sim kilitsizmiş gibi çalışmasını sağlayan Cydia uygulamasıdır. Kurulabilmesi için telefonun jailbreak yapılmış olması gerekir. Ayrıca basebandinin destekleniyor olması gerekmektedir.

Gevey sim:  Ultrasn0w tarafından desteklenmeyen bazı baseband ile gelmiş telefonlarda kullanılan sim interposer denilen bir donanımdır. Sim kartı bunun üzerine yerleştirdikten sonra cihaza takıp ilgili adımları uyguladığınızda telefonu bir şekilde kandırarak herhangi bir sim kart ile uygulamak mümkün olacaktır.

Not: Burada anlatılan tüm bilgiler tarafımdan yazılmış olup izinsiz paylaşılmaması rica olunur. Ayrıca yazıda bahsedilen konuların tamamı yasaldır.

17 Haziran 2008 Salı

Dijital Fotoğraf Makinesi Satın Alma İpuçları

Daha önce genel ayrıntıları ile dijital fotoğraf makineleriyle ilgili yazılar yazmıştım. Ancak hem yaza girmemiz hem de kullanıma bağlı pratik konulara değinmemiş olmam nedeniyle makro, lens gibi detaya yönelik değil, kullanım ile ortaya çıkabilecek konular hakkında basit ipuçları vermek istedim.

Bu ipuçları cevaptan çok soru niteliğinde. Çünkü her kamera için farklı cevaplar almak mümkün. Bu soruların cevaplarını satıcıdan veya bilgi kaynaklarından, forumlardan aramak size kalıyor. Kağıt üzerinde mükemmel kameraların çok pahalı olduğunu göz önüne alırsanız bazı özellikleri feda ederek ucuz makineler almanız bu şekilde mümkün olabilecek.

dpreview.com (soldaki menüde Buying Guide > Side By Side) isimli site kameraları karşılaştırmaya imkan tanıyor. Bu sitede bulunan makinelerin teknik özelliklerini düzgün bir liste halinde inceleyebilirsiniz. Aşağıda ise orada yer almayan nesnel ve kullanıcıdan kullanıcıya değişik tercihlere neden olabilecek unsurları ve kullanım sonuçlarını görebilirsiniz.

  1. Megapiksel önemli mi?
    İlk madde olarak artık pek çok kişinin bildiği ama yine de cezbedici unsur olarak kanılabilen megapiksel konusuna değinmeliyim. Eğer fotoğraf makineniz kaliteli çekim yapmıyorsa 30 megapiksel çekim yapsa da istediğiniz kaliteyi yakalayamazsınız. Ancak yenilenen kameralarda sürekli mp artırımına gidildiği için kameranın yeni olup olmadığını bu şekilde anlayabilirsiniz. Fakat diğer özellikleri umursamaksızın 7 yerine 8, 10 yerine 12 mp bir kamera alırsanız sonra pişman olma olasılığınız son derece yüksek.
  2. Çekim hızı
    Makine açılırken veya fotoğraf çekerken kaç saniye bekliyor?
  3. Flash hızı
    Flaş gerektiren durumlarda bir resim çektikten sonra 5-10 saniye beklemek mi gerekiyor? Bu genellikle belirtilmeyen ancak daha sonra son derece can sıkan beklemelere neden olan bir durum.
  4. Resim kalitesi nasıl?
    Bu göreceli denebilecek ama gözle de fark edilebilecek bir soruyu gündeme getiriyor. Resimler kaliteli çıkacak mı? Resim kalitesini pek çok farklı faktör belirliyor ama bu bir gerçek ki bazı kameralar kaliteli bazıları ise kötü resimler çekiyor.
    Bunu öğrenmenin en iyi yolu webde özellikle yabancı kaynaklı sitelerde çeşitli koşullarda o kamera ile çekilmiş resimleri aramak. İmkanınız varsa kamera ile resimler çekmek ve bilgisayarda ve baskıda bunları incelemek.
  5. Gece çekimleri nasıl?
    Artık çoğu dijital kamera aydınlık ortamlarda çok güzel resimler çekebiliyor. Ama bu yanıltıcı durum aynı makine ile geceleri fotoğraf çekerken ortaya çıkabiliyor. Bu flaşın yetersizliğine bağlı olduğu gibi makinenin diğer teknik özelliklerine de bağlı.
    Resim kalitesinde olduğu gibi gece çekilen resimlerin kalitesini de incelemelisiniz.
  6. LCD ve Vizör ne alemde?
    Gündüz çekim yapanların en büyük dert yandığı konulardan biri sadece LCD'si olan kameralarının yansıma yapması. Ayrıca bir vizörü de yoksa şansa fotoğraf çekmek zorunda kalabilirsiniz. Bu küçük gibi görünen ama karşılaşıldığında epey can sıkan bir durum.
  7. Ne tür hafıza kullanıyor?
    Dijital kameralarda artık dahili belleğin neredeyse hiç önemi yok. SD kartlar çok popüler olmasına rağmen farklı saklama yöntemleri kullanan makineler de mevcut. Tercihinizi yaparken dikkatli olun.
  8. Pil ömrü nasıl? Ne tür pil kullanıyor?
    Her elektronik alette olduğu gibi fotoğraf makinelerinde de pil tüketimi kullanıma göre değişiyor. Ancak bazı kameralar pili emerken bazıları daha tutumlu kullanıyor. Li-ion piller daha uzun ömürlü dense de genellikle değiştirilemez olmaları yüzünden şarja mahkum kalabiliyorsunuz. Standart AA veya AAA kalem piller ile kullanılabilen bir makine kullanmak gerekli mi diye kendinize sormalısınız. Bu pillerin şarj edilebilir ve yüksek amperaja sahip modelleri ile uzun süreli kullanım sağlamanız da mümkün olabilir.
  9. Ayarlar kolay yapılabiliyor mu?
    Makinenin ayarları kolay mı? Menüler anlaşılıyor mu? Makinenizi aile içinde ve elektronik konusunda sıkıntı yaşayanlar ile birlikte kullanacaksanız kullanımının kolay olmasına dikkat edin. Otomatik çekim modu özelliği ile vasat ama görülebilir fotoğraflar çekmeniz mümkün olabilir.
  10. Yeteri kadar ayar yapabiliyor muyum?
    Eğer anı fotoğrafı dışında özel fotoğraflar çekmek istiyorsanız istediğiniz ayarları kullanabilmek için bir manuel moda ihtiyacınız olacaktır. Bazı kameralar buna izin vermez sadece önceden belirlenmiş ayarları kullanmanız mümkün olur.
  11. Bu fiyata değer mi?
    Fiyat kalite göstergesinden çok üreticilerin belirlediği rakamlar. Pahalı makine iyi olacak diye bir kural yok. Bazı üreticiler bir senede 30 modeli piyasaya sürüyor ama ertesi sene bunların en fazla 15 tanesi veya üst modelleri piyasada kalabiliyor. Bu da demek ki bazı makineler kaybetmeye mahkum. Bunlardan uzak durmanız için biraz araştırma ve yorum okumanız gerek.
  12. Kırmızı göz, sarsıntı önleyici, pozlama gibi özellikler inandırıcı mı?
    Kırmızı göz önleyici artık gayet güzel biçimde uygulanıyor. Ancak bazı sarsıntı önleme özellikleri fotoğraf makinesinin ISO değerini artırarak gerçeğinden daha farklı çekiyor. Böyle olunca da noise denen istenmeyen pikseller oluşuyor. Bu nedenle bu unsurları özellikle arıyorsanız baktığınız kamerada gerçekten işe yaradığına emin olduktan sonra almayı düşünün.
  13. Dayanıklı mı?
    Özellikler tuşlar, ekran ve kasa gibi fotoğraf çekimi ile ilgisi olmayan özellikler bazen sorun oluşturuyor. Marka kameralarda bu sorun az olsa da yok değil. Modelden modele de farklılık gösteriyor. Bunu anlamak için makineleri elinize almanız ve verdiği hisse göre hareket etmeniz yeterli olabilir.
  14. Kaç sene kullanmayı düşünüyorsunuz?
    Aldığınız aleti yaklaşık kaç sene kullanacağınıza karar verebilirseniz harcayacağınız ve arayacağınız özelliklere de bu şekilde karar verebilirsiniz.
  15. Fiyata değil özelliklere göre satın alın.
    Bütçem X lira diyerek X'e en yakın ve görünen özellikleri en iyi makineyi almayın. Bunun yerine istediğiniz özellikleri bir yere yazıp buna uygun bir makine arayın.
  16. Markanın önemi var mı?
    Markanın direkt önemi yok. (teknik destek soru işaretleri dışında) Daha çok her elektronik pazarında olduğu gibi efsanevi ürünler var. Yani Canon'un a modeli Nikon'un b modeli, Fuji'nin c modeli gibi piyasaya çıktığı şartlarda o fiyat aralığında ve performans bakımından optimum ürünler bulunabilir.

30 Aralık 2007 Pazar

Varsayılan Modem Şifreleri

Modem, access point veya router gibi cihazların konfigürasyon arabirimine girmek için şifre gerekir. Pek çok ürün için şifreler kullanım klavuzu ile birlikte sunulur ama bunun kaybedilmesi, format atılması gibi durumlarda şifreyi aramak gerekir.

RouterPasswords sitesi yüzlerce cihaz için fabrika ayarlarında gelen kullanıcı adı ve şifreleri sunuyor.

İlgilenenlere duyurulur.

2 Aralık 2007 Pazar

Kablosuz Şarj Cihazı

"Kabloyu kes" sloganı ile yola çıkan WildCharge, cep telefonu, taşınabilir cep bilgisayarı, müzik oynatıcısı ve diğer pek çok mobil cihaz için kablosuz şarj yapmayı sağlıyor.

Tepsi şeklindeki cihaz elektriğe bağlandıktan sonra WildCharge destekli şarj ünitesine sahip cihazları üzerine koyarak şarj edebiliyoruz. Henüz cihazlar bunu kendiliğinden desteklemediği için şarj edilecek cihaza bir de adaptör gerekiyor.

Time dergisinin 2007 yılının en yenilikçi cihazlarından biri olarak tanıttığı WildCharge şirketin söylediğine göre %100 verimlilikle çalışıyor ve hiç bir zararlı elektromanyetik dalga yaymıyor.

Aynı anda bir kaç cihazı da şarj edebiliyoruz. Adaptör ise genellikle cihazın arka kapağı yerine veya şarj girişi altına konumlandırılıyor ve pile bağlantılanıyor. Böylece adaptörü sürekli takıp sökmek zorunda kalmıyoruz.

Gelecekte pillerin kendiliğinden adaptör özelliği barındırması da olası.

Şu anda Motorola Razr cihazlar için satışta bulunan adaptörler yakında Ipod Nanolar için de yakında satılmaya başlanacak. Iphone için de çalışmaların başladığı şirket tarafından duyuruldu.

Şirket sitesindeki fiyatlara göre tepsi 60$, Razr adaptörü ise 35$. İkisini beraber 90$'a satın almak mümkün.

Gerçek Clone Brush

Clone brush'ı Photoshop, Paint Shop ve diğer pek çok grafik tasarım programlarından tanıyoruz. Amacı bir grafiği başka yerlerde de  kullanmak olan bu fırça türü sıklıkla kullanılıyor. Alttaki videoda gördüğünüz fırçaya da kısmen clone brush diyebiliriz ancak bir farkla. Bu fark da klonladığı görüntünün gerçek hayattan alıntılanması.

Fırçanın altındaki kamera sayesinde çevrenizde hareketli veya durağan görüntüyü yakalayarak resimlerinizde kullanabiliyorsunuz. Tam klon fırçası gibi çalışmasa da en azından gerçek görüntüleri kolaylıkla resimlerde kullanmaya imkan tanıyor.

23 Kasım 2007 Cuma

Televizyonunuza Bir Çok Cihaz Mı Bağlıyorsunuz?

Televizyonlara artık DVD oynatıcı, uydu alıcısı, oyun konsolu, bilgisayar ve bunlar gibi pek çok alet bağlanabiliyor. Yeni TV'ler bir kaç çıkış desteklese de port sayısı sonsuz değil. Üstüne üstlük TV'nizde tek girişiniz varsa sürekli kabloları söküp takmakla uğraştığınızı ve buna sinir olduğunuzu tahmin etmek güç değil.

Bu nedenle RCA Switch (RCA selector de deniliyor) adı verilen ürünleri kullanmak bizi çok büyük zahmetten kurtarıyor. Açık söylemem gerekirse bu tür ürünler Türkiye'de nerede bulunabilir pek bilemiyorum. Belki bazı alışveriş sitelerinde veya Karaköy Selanik çarşısına bakılabilir. Ama isterseniz bu sayfadaki talimatları takip ederek kendi RCA anahtarınızı yapabilirsiniz. RCA girişlerini temin etmek çok kolay. Bir de düzgün switch bulduktan sonra yapmanız gereken sadece basit lehim işleri.

Anahtarların bir kaç resmini görmeden önce nasıl kullanabileceğimizi anlatayım. TV'ye yayın yapmasını istediğiniz cihazları RCA switch'e RCA kablolar ile INPUT noktalarından bağlıyorsunuz. Ardından RCA switch'in OUTPUT'unu TV'ye bağlıyorsunuz. Ardından switch üzerinde 1/2/3/... bağlantısını seçerek TV ile o cihaz arasındaki bağlantıyı kurabiliyorsunuz. Artık tek tek kablo sökmeniz gerekmiyor sadece anahtar ile bağlantı noktasını belirlemek yetiyor. Eğer TV'nizde RCA girişi yoksa RCA Scart adaptörü ile de bağlamak mümkün.

İşte bir kaç RCA switch örneği:

14 Kasım 2007 Çarşamba

PlayStation 3'e DivX Desteği Geliyor

DivX'den yapılan resmi açıklamaya göre Playstation 3 cihazlar yakın bir zaman içerisinde DivX desteğine kavuşacak. PS3'lerin multimedya özelliklerini artırmayı planladıklarını belirtmişler. Uygulama geliştiricileri 2 Kasım'dan beri sunulan SDK'yı indirerek DivX özelliğini kullanabiliyorlardı.

Son kullanıcılar için firmware güncellemesi önümüzdeki günlerde bir güncelleme paketi olarak sunulacak.

XBOX 360'da da DivX desteği bulunmuyor. Ancak bazı yorumlar Microsoft'un yeni Media Centerlarda sunacağı DivX özelliğinin XBOX'larda da bulunacağını söylüyor.

11 Kasım 2007 Pazar

İlginç ve Farklı Fare Tasarımları

Mouse denilince artık akla ilk gelen iki düğmeden çok fazlası. Artık mouse tasarımlarında işlev de kesmiyor en azından standart işlevler. İşte bu fareler alışık olduklarımızdan çok farklı.

Tasarım ve kullanım için pek çok fikir üreticilerin akıllarına gelmiş. Farklı ve yaratıcı malzemeler, tasarımlar ile daha önce hiç olmadığı kadar çok çeşitli fare bulmak mümkün. Yıkanabilir, içinde flash hafızası olan, usb portu, card reader özelliği olan, güneş ışığıyla kendini şarj eden, sahte parayı tanımlamak için kullanılabilen, kalp atışı gibi bilgileri verebilen modeller bile mevcut. Bu ve daha pek çok farklı fare resimlerini yandaki slideshowda izleyebilirsiniz.

Dikkatimi çeken bazı farelere de ayrıca değineceğim.

Apple Mighty MouseApple'ın Mighty Mouse'u. Kudretli fare anlamına gelen bu farede düğme gibi gözüken tek şey tepedeki küçük çıkıntı. Bir de kenarda sanki elden kaymasın diye konulmuş bir yer görüyoruz.


Ancak bu fare toplam 5 düğme barındırıyor. Tepedeki küçük çıkıntı bir "kaydırma topu". Kaydırma tekerinden farkı, tek düğme ile hem dikey hem yatay işlev sunuyor olması. Daha da fazlası serbest biçimde kaydırması. Yani hem aşağı hem sağa kaydırmak mümkün. Ayrıca bu topa basarak düğme gibi kullanmak da mümkün.

Sağ ve sol tıklama ise düğme ile değil düğmelerin olması gereken yerine altındaki sensörler tarafından yapılmakta. Parmağınızın bulunduğu yeri algılayabiliyor. Kenarlarda ise basınca duyarlı düğmeler bulunuyor.

Kablolu versiyonu Windows makinelerde de kullanmak mümkün.

Skype MouseSony Vaio Skype telefonu özelliği olan fare üretme gereği duymuş. Bu yazının devamında diğer örneklerde de görebileceğiniz gibi amaç bir çok işlevi birleştirerek taşınabilir cihazlarda avantaj sağlamak. Hem yerden hem fazladan bir aletten tasarruf edebilirsiniz.

Telefon arama geldiğinde ışıkla uyarıyor, daha sonra yandaki düğmeye basıp fareyi açarak telefon haline getirip konuşabiliyoruz.

67 gram gibi hafif sayılabilecek bir ağırlıkta iki özelliği sağlamak bunun üzerine şık bir görünüm eklemek de başarı.


Numpad MouseInno Multipurpose MouseÇok özellikli farelerden devam edersek laptoplarda pek çok kişinin eksikliğini hissettiği bir unsuru gideren bu fareye değinebiliriz.


Bu fare üzerinde rakam girilmesini sağlayan bir numpad bulunduruyor. Bu hem laptoplarda genellikle bulunmayan bir özelliği sağlıyor hem de fare kullanan ele çok daha yakın bir yere bu tuşları konumlandırıyor. Düğmelerin üzerinde el ne kadar rahat durur burası bir soru işareti.

Bu tarz bir farelerin numara tuşları üzerinde kapak olan versiyonları da mevcut. Gerektiğinde kapak kaldırılıyor ve tuşlar kullanılabiliyor. Ama bu da pratikliğini bir nebze kaybettiriyor.

Sağda gördüğünüz ve Inno design tarafından üretilen bu fare de numpad özelliği bulunduruyor. Bluetooth bağlantısı ile bağlanabilecek fare bir de lazer pointer özelliği sunmakta.

Tabi işlev yanında görüntü de önemli. Aşağıda sırasıyla ışıklı ve uçağa benzer, yünden yapılmış ele oturan ve tahtadan yapılmış fare örneklerini görebilirsiniz.


Farklı Mouse Tasarımları

Daha önce bu yazıda değindiğim Air mouse ise çalıştırmak için bir yüzeye koymak gerekmeyen bir hava faresi. Hava yapılan hareketlere göre işaretleyici hareket ediyor. Bu da özellikle multimedya uygulamalarında kullanışlı oluyor.

Bir nevi işaretleyici özellikli kumanda gibi çalışan bu fareler henüz yeni oldukları için pahalı diyebileceğimiz fiyatlardan satılıyorlar. Ancak günün birinde klasik kumandaların yerlerini almaları bir hayli olası.

Masaya koyduğunuzda normal optik fare gibi çalışıyor fakat tasarımı bunun için ne kadar elverişli burası soru işareti.

Logitech MX Air

8 Kasım 2007 Perşembe

HP Digital Fotoğraf Makinesi Bölümünü Devrediyor

HPHewlett Packard, dijital kamera satışlarına Noel tatilinde de devam ettikten şu anda belirtilmeyen bir markaya haklarını devredeceğini açıkladı. Bu karar, tasarımdan dağıtıma kadar tüm alanları içine alacak ve ürünler yine HP markasıyla satılacak.


Neden olarak şirketin Mayıs 2007'de açıkladığı Print 2.0 stratejisine kaynak yaratılması gösteriliyor. Print 2.0 daha hızlı baskı ve webden baskı almanın kolaylaştırılması gibi konuları içeriyor.


HP'nin dijital fotoğraf ürünleri PhotoSmart markasıyla satılmakta.


Umarım HP daha önce bu yola giren diğer şirketleri gibi eski ürünlere desteğini kesmez. Fotoğraf makinesi alacaklar da biraz beklerlerse HP modellerinden birini daha ucuza alma şansını yakalayabilirler.

5 Kasım 2007 Pazartesi

Google Telefon Yerine Platform Duyurdu

GooglegPhone ile cep telefonu pazarına gireceği söylenen Google bunun yerine cep telefonları için Open Handset Alliance ile birlikte Android adı altında açık kaynak kodlu bir cep telefonu platformunu duyurdu.

Android içinde işletim sistemini bulunduran bir platform. Cep telefonunda bulunması gereken özellikler bulunduğu için donanım üreticileri bunun üstüne kafa yormak zorunda kalmayacaklar.

Henüz bir şey söylemek için erken ama bu platformun ciddi bir donanım ve şirket desteği olmadan bir başarıya ulaşması kolay değil. Esasında yaklaşım doğru ama geç kalınmış denebilir. Ayrıca cep telefonunu sadece yazılım diye düşünmek büyük bir hata olur.

Google'da biz yapacağımıza başkaları gPhone yapsın yaklaşımı hakim gibi gözüküyor. Google yazılımı sağlayacak böylece Google'ın online hizmetleri daha rahat kullanılabilecek. Ama bu Google'ın artık donanımıyla beraber bir telefon çıkartma ihtimalini ortadan kaldırmış olabilir. En güçlü olduğu konuda açık destek verdikten sonra tecrübesi olmayan donanım ile uğraşmasına ihtiyaç kalmayacaktır.

Sistemin Linux Kernel'i üzerine kurulduğu söyleniyor. Bu önemli bir gelişme.
Ayrıca 3. parti yazılımların telefonun tüm özelliklerine erişebileceği ve uygulamalar arasında ayrım olmayacağı belirtiliyor. Bu şekilde gerçekten açık bir uygulama plaftormu olduğuna inanıyorlar. Burada da hem Symbian hem iPhone'a gönderme yapılmış. Zira bu plaftormlarda telefonun pek çok özelliğine ulaşılsa da tüm özelliklere erişmek mümkün değil.

Open Handset Alliance üye listesini buradan görebilirsiniz. İçlerinde önemli yazılım, donanım üreticileri ile mobil operatörler bulunmakta.

Tabi bu isimlerin bulunması Android'e önemli destek verecekleri anlamına gelmiyor. Google'ın önayak olduğu bir projede baştan itibaren bulunmak istemiş de olabilirler.

12 Kasım'da ilk SDK'nın yayınlanacağı açıklanmış. Ne kadar kapsamlı olacağını o zaman göreceğiz. (Güncelleme: SDK yayınlandı ilgili yazılara buradan ve buradan ulaşabilirsiniz)

3 Kasım 2007 Cumartesi

Kablosuz Ağ Mesafesini Kablosuz Artırmak

Wireless RepeaterBahsedeceğim yöntem kablo gerektirmeyen bir yöntem. Kablo kullanabilirim derseniz sadece Access Point özelliği olan bir cihaz ekleyerek ağın kapsama alanını artırmanız mümkün.

Kablosuz olarak kablosuz ağın mesafesini artırmak için en basit yöntem Repeater denilen tekrarlayıcı cihazları kullanmak. Bu cihazlar mevcut bir ağ bağlantısının bir uzantısı gibi çalışarak erişim olmayan alanlara yayın yapmanızı sağlıyor.

Örneğin modeminiz evin bir ucunda ve bazı odalara yayın yapamıyor. Repeater'ı elektrik dışında hiçbir kablo bağlamadan modem ile erişim olmayan bölümlerin arasında bir yere yerleştirdikten sonra kapsama alanını genişletebilirsiniz.

Bu cihazlar genellikle aynı zamanda Access Point ve Bridge özellikleri ile geliyor. Ürün tanımında da Access Point+Bridge+Repeater gibi geçebiliyor.
100 YTL'nin altında rakamlara edinebileceğiniz bu cihazlarda modele göre değişmekle beraber temel olarak yapmanız gereken ayarlar da şöyle:

  • Yayınını genişletmek istediğiniz Ana yayın kaynağının (örneğin modem, router, vs) SSID ve Channel Number (kanal numarası) bilgilerini bilmelisiniz. SSID kablosuz ağın ağ listesinde gözüken adıdır. Channel Number ise genellikle 1-13 arasında olan ve yayın kanalını belirleyen numaradır. Bunu genellikle ana yayın kaynağının web arabiriminde Wireless (kablosuz) başlığında görmeniz mümkündür.

  • Repeater'ınızı bilgisayara bir ethernet kablosu ile bağladıktan sonra repeater web arabirimine girmelisiniz. Bunun için 192.168.1.1 gibi bir adresi web tarayıcınıza yazın. (Verdiğim adres modelden modele değişir. Gerekirse LAN ayarlarıyla oynamanız gerekir. Bu kullanım kitapçığında veya klavuzda anlatılır)

  • Arabirimde çalışma modunu Repeater olarak ayarlamalısınız. Aksi takdirde çalışmayacaktır.

  • Muhtemelen bu modu girdiğiniz sayfada Root veya Source (kök veya kaynak) alanında SSID olarak kaydettiğiniz bilgiyi girmelisiniz. Bazı repeaterlar çevrede yayın yapan siteleri "Site Survey" de denilen özellikle çevredeki kablosuz ağları tarayıp bulabilmektedir. Bu şekilde yazmadan elle girmeniz mümkün olabilir.

  • Aynı şekilde kaydettiğiniz Channel Number'ı da repeater üzerinde ayarlayın.

  • Şifreli bir ağdaysanız aynı şifre ayarlarını repeater üzerinde yapmanız tavsiye edilir.

Bazı repeaterlar yaptığı kablosuz yayın için farklı SSID kullanmaya izin verir. Örneğin modeminiz Kablosuz_Ev adı ile yayın yapabilir ama repeater Kablosuz_Ev_Repeater şeklinde yayın yapar.
Böylece repeater'a mı yoksa modem'e mi bağlanacağınıza siz karar verebilirsiniz.
Ancak bu desteklenmiyorsa ve siz örneğin laptopunuzun sadece modeme bağlanmasını istiyorsanız o zaman Repeater ayarlarında MAC filtrelemesinden laptoptaki kablosuz aygıtı filtreleyebilirsiniz.

Laptop veya başka bir bilgisayara bağlı kablosuz alıcının MAC adresini öğrenmek için Windows'ta şu adımları gerçekleştirebilirsiniz:

  • Başlat > Çalıştır ile açılan kutuya CMD yazıp ENTER'a basın

  • Komut penceresinde ipconfig /all yazıp ENTER'a basın

  • Çıkan listede Physical Address (Fiziksel Adres) yanında yazan o aletin MAC adresidir.

Bu şekilde repeater ile istediğiniz cihazları da engelleyebilirsiniz.

31 Ekim 2007 Çarşamba

Eye-Fi Wireless SD Kart

Eye-Fi Kablosuz SD KartÇektiğiniz fotoğraflar anında kablosuz ağ aracılığıyla PC veya webe aktarılsın istiyorsanız bu kart size göre.

Dünya'da bir ilk olan ve SD kart slotu olan tüm makinelerde çalışan kartın içinde kablosuz bağlantı birimi bulunuyor. Böylece WI-FI üzerinden resim transferi olanaklı hale geliyor.

Şu anda sadece 2GB'lık SD kart boyutunda olan Eye-Fi'da kablosuz ağ ayarları yapmak, web, PC veya web+PC'ye upload seçeneklerini belirlemek mümkün. Ayrıca popüler resim saklama siteleri için de destek veriliyor. Hatta kısıtlamalar olursa fotoğraf otomatik olarak limitlere getirilip öyle upload ediliyor.

Bilgisayara aktarım içinse bilgisayarda küçük bir yazılımın çalışıyor olması gerekli.

Normal kullanımda kameranın pil tüketimini etkilemese de gönderim sırasında tüketimin artacağı belirtilmiş ama ne kadar olduğu söylenmemiş. Bunun yerine gönderilen dosya boyutuna göre değişir ifadesi kullanılmış.

Şu anda sadece ABD'de satıldığı belirtilen ürünün satış fiyatı ise 99$.

Fotoğraf makinesi üreticileri bluetooth gibi kablosuz teknolojileri ürünlerine ekleyedursun, artık SD kart ile bile gelen kablosuz teknolojilerin standart hale gelmesinin zamanının gelip geçtiğini gösteriyor bu ürün.

21 Ekim 2007 Pazar

Yeni Nokia S60 Dokunmatik Arabirimi

Nokia symbian işletim sistemi için yeni dokunmatik arabirimini tanıttı. İşte tanıtım videosu.

Bu da Nokia N95 dokunmatik özellikleri hakkında bir video.

1 Ekim 2007 Pazartesi

Mouse Scroll İle Üretkenliğinizi Artırın

Fare Kaydırma TekeriFarenizi kullanırken scroll wheel denilen kaydırma tekerini sadece sayfaları gezinirken kullanıyorsanız diğer pek çok özelliğinden faydalanmıyor olabilirsiniz.
Öncelikle bilmeyenler için belirteyim, çoğu farede scroll tekerleğini çevirmek yerine üstüne bastığımız zaman düğme işlevi görür. Bu yazıda buna scroll düğmesi olarak değineceğim.

"Altı üstü fare sürücüye ne gerek var" demeden beraberinde gelen fare sürücüsünü kurmanızda fayda var. Böylece ekstra özellikleri kullanabilir veya özelleştirebilirsiniz. Özellikle scroll düğmesine atanacak işlevleri buradan değiştirebilirsiniz. Kaybettiyseniz üretici firmanın internet sitesinde bulma ihtimaliniz yüksek.

Ve mouse scrollu ile yapabilecekleriniz:

  • CTRL + Scroll:
    Çoğu durumda bir sayfa içeriğini yakınlaştırmak veya uzaklaştırmak için kullanılır. Örneğin Word, Excel, Paint Shop.
    Web tarayıcılarında font boyutunu büyültmek ve küçültmek için kullanılır.

  • PAN:
    Scroll düğmesine bastıktan sonra pan özelliği ile dökümanı sanki o basılan noktadan sağa sola çekiyor gibi dolaşabilirsiniz.

  • AUTO-SCROLL:
    Scroll düğmesine bastığınız yerde dört yönlü bir ok düğmesi çıkar. O noktaya göre fareyi ne tarafa çekerseniz, sayfa da oraya doğru kaydırılır. Fare imlecini bu 4'lü oktan ne kadar uzağa çekerseniz bu işlem de o kadar hızlı yapılır. Söylece sürekli teker çevirmek zorunda kalmazsınız.

  • Sayfaları Yeni Pencere/Sekmede açmak:
    Pek çok web tarayıcıda bir linke scroll düğmesi ile basarsanız bunu yeni bir pencerede veya sekmede açar.

  • Açılır Menülerde Seçim:
    Webde veya bir programda bulunan açılır menülerde fareyi bu listenin üzerine getirdikten sonra tekeri kaydırarak listede farklı elemanları seçebilirsiniz.

  • Kaydırma Düğmeleri
    Ses denetimindeki gibi kaydırma düğmelerinde de tekerinizle ayar yapabilirsiniz.

Çift kaydırma tekeri olan fareler genellikle ikinci tekeri yatay kaydırma için kullanır ancak fare sürücüsünün yazılımından buna da farklı özellikler vermek mümkün olabilir. Örneğin zoom, web tarayıcılarında ileri/geri gibi fonksiyonlar.

Ayrıca her yazılım fare tekerine kendine özgü özellikler katabilir. Bunları deneyerek öğrenebilirsiniz. Denemeleriniz sırasında, SHIFT, CTRL ve ALT tuşları ile de farklı kombinasyonları denemenizde yarar var. Örneğin Google Earth her kombinasyon ile farklı bir işlev sunmakta.

28 Eylül 2007 Cuma

Fareler Havalandı

Kablosuz fareler uzun süredir piyasada. Ama kablosuz teknoloji sadece kısıtlı hareket kolaylığı sağlıyordu. Sonuçta yine bir yüzey üzerinde çalıştırdığımız için belirli bir çalışma alanına kısıtlanıyorduk.

Air mouse denilen ve işaretleme yapabilmek için bir masaya ihtiyaç duymayan fare teknolojisi ise artık bu sorunu ortadan kaldırıyor.

Kablosuz olan bu tür fareleri havada ekran üzerine hedeflemeye bile gerek duymadan, fare hareketlerini gerçekleştirmek mümkün. Hareket yönüne göre faremiz hareket ediyor. Böylece hem uzun mesafede çalışabiliyoruz, hem de fareyi koymak için bir yüzeye ihtiyaç duymuyoruz. Hem de bileğimizi özgürce oynatabiliyoruz.

Kısacası sırtınızı geriye yaslayıp veya koltuğumuza oturup bilgisayarı yönetmek mümkün oluyor.

Özellikle media center uygulamaları için lanse edilen ürün adeta uzaktan kumanda gibi çalışıyor. Ancak klasik kumandaların aksine hava fareleri, seçme işini düğmeler ve menüler arasında gezinmeden hallediyor. Ve tabi bir alıcıya yöneltmek gerekmiyor.

Buna ek olarak kablosuz bir klavye ile bilgisayardaki tüm işleri uzaktan yapmak mümkün.
Klavye de şart değil. Klavye yerine ekranda gözükecek sana klavye uygulamalarını da kullanabiliriz. Bunlar bilgisayar ekranına küçük bir klavye getirerek fare ile tıkladığımız harfleri klavyeden basıyor gibi kullanmamıza imkan tanıyor.

Tabi bu teknolojinin dejavantajları olmadığını söyleyemeyiz. Bileğin sürekli hareket halinde olmasına neden oluyor. Bileğin masa gibi destek alacağı bir alan yok. Bilgisayara haşır neşir olmayan kişilerin fare ile işaretlemeye çok yatkın olmadığını da söyleyebiliriz. Bir de yakından çalışmak gereken durumlarda elimizi koyacak yer bulmak zor olabilir.

İleride bu tür farelerin hem masa hem havada çalışan hybrid modelleri yapılırsa daha da yaygınlaşacağına şüphem yok.

İşte bu tür bir hava faresinin kullanımının anlatıldığı video:



Ayrıca Nintendo Wii ile de bilgisayara komut yollayan ve hava faresi gibi kullananlar da var. Bunun için bilgisayarın Wii'yi algılaması için Bluetooth bağlantısı ile komutları belirlemek için küçük bir yazılım yeterli. İstediğiniz tuşa istediğiniz komutu vermek sizin tercihinize kalıyor.

Bir de küçük ipucu. Eğer bilgisayarınızda hali hazırda kullanabildiğiniz bir uzaktan kumandanız varsa (TV kartı, kızılötesi, vs) uICE gibi bir programla, kumanda üzerindeki düğmeler ile fare hareketlerini bilgisayarda taklit edebilirsiniz.

19 Eylül 2007 Çarşamba

USB 3.0 Geliştirilmesine Intel Önderliğinde Başlanıyor

USBIntel'den gelen açıklama ile 2008'in başlarında fiber optik bağlantı kullanacak USB 3.0 standardı için çalışmaların başlanacağı açıklanmış.


Geri dönük uyumlu olacak cihazlar USB 2.0'ı da destekleyecekmiş. Hızların on kata kadar daha fazla olacağı ve artık kablolu bağlantıda bu tür bir hızın gerekli olduğu söylenmiş.


Yerinde bir karar olduğu söylenebilir. Zira bu standart gelene kadar veri saklama cihazlarının kapasitelerinin bir kaç kat artacağı düşünülürse USB 2.0 yetersiz kalmaya başlayacaktı.


USB, USB Implementers Forum içinde Intel'in öncülüğünde ve diğer firmaların katılımıyla geliştirilmekte. Intel Developer Forum'da USB 3.0 Destek Grubu kurularak yeni standardın geliştirilmesine başlanmış olundu.

15 Eylül 2007 Cumartesi

Microsoft Surface

Microsoft uzun süredir yaratıcı en azından yenilikçi fikirler üretemeyen politikalara saplanmış gibi gözüküyordu.
Kod adı Milan olan
Surface belki de şirketi bu durağanlıktan kurtarabilecek, en azından yeni ufuklara götürebilecek bir ürünü.

Mayıs ayında tanıtılan ve Kasım'da piyasaya çıkması beklenen Surface, esas olarak dokunmatik bir yüzey. Donanım ve yazılımın beraber olduğu ürün çoklu dokunmaya imkan vererek yeni bir komut dünyasının kapılarını açıyor.


Esasında masaya benzeyen ürün 30 inçlik yani yaklaşık 76 cmlik bir ekrana sahip. Üst kısmı akrilik, kasa ise toz boya kaplama çelikten oluşuyor. Windows Vista ile çalışacak ürün wireless, bluetooth ve ethernet bağlantısı sunuyor. Böylece farklı cihazlarla iletişme geçmesi de öngörülüyor. Örneğin dijital müzik çalarınızı, cep telefonunuzu üstüne koyduğunuzda bunların içeriğini kullanabiliyor. Dijital fotoğraf makinenizle çektiğiniz fotoğrafı anında Surface aktarmanız mümkün.

Microsoft bu ürünü "Kullanıcı ile teknoloji arasındaki geleneksel engelleri ortadan kaldırıp, günlük hayatta sık kullanılan öğelerle etkileşime girme yöntemini değiştiriyor" şeklinde lanse ediyor.

Bildiğimiz bağlamda klavye ve faresi olmayan sistemin 4 ana öğesi olduğu belirtiliyor.
Bunlar; doğrudan etkileşim, çoklu dokunma ortamı, çoklu kullanıcı deneyimi ve nesne tanıma olarak listelenmiş.

Yenilik nerede diye düşünürsek, öncelikle çoklu kullanıcı ortamı gerçekten çok geniş olasılıklar sunan ve maliyetten kullanıma pek çok alanda faydası olan bir uygulama. Surface bunu becerebilecek gibi gözüküyor.

Multi-touch ve hareket algılama çok yeni olmasa da tam anlamıyla kullanılmış gibi gözüküyor. Hareketlere göre nesneleri sürüklemek, boyutlandırmak, şekiller çizmek mümkün.

Genel olarak baktığımızda pek çok alışkalığı değiştirebilecek bir ürün. Aklıma ilk gelen örneğin bir restorana gittiğinizde menü masanızda karşınıza çıkabilir, seçiminizi yaptıktan sonra yemeğiniz gelene kadar masa üzerinde oyun oynayabilir, internete girebilirsiniz. Baktığınız bir resmi karşınızdaki kişiye itebilir onun bakmasını sağlayabilirsiniz.

Nesne algılama ile koyduğunuz cisim ile ilgili seçenekleri hemen karşınıza çıkarabilir. Bu da reklam ve pazarlama açısından önemli bir imkan.

Ürün fiyatının 5-10 bin dolar civarında olacağı ancak 3-4 sene içerisinde ev kullanıcılarının alabileceği düzeye ineceği düşünülüyor. Bu nedenle Microsoft öncelikle hastane, otel, restoran ve eğlence yerlerinde kullanma girmesini hedefliyor.

Özet olarak bilim kurgu filmlerinde enteresan kullanıcı arabirimlerinin çok mantıksız olduğunu düşünenler Surface'i gördüklerinde yavaş ama emin olarak o yolda ilerlendiğinin farkına varacaklar.