S-Video ile televizyon bağlantısı yapanlar özellikle eski tip televizyonlarda bu sorun ile sıkça karşılaşabiliyor.
Bu aslında genellikle bir sürücü problemi. Ancak yıllardır kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değil.
Bu sorun baş gösterdiğinde yapmanızı tavsiye edebileceğim birkaç şey var:
Öncelikle nVidia görüntü ayarlarından TV formatını öncelikle NTSC yapıp bunu uygulayın. Daha sonra tekrar PAL'e getirin. Türkiye'nin TV formatı PAL/B'dir.
Bu sorunu çözmezse NVidia Denetim Masasından tüm görüntü ayarlarını varsayılan değerlerine getirin.
Hal çözülmediyse eski bir sürücü versiyonu kurabilirsiniz ama ben tavsiye etmiyorum.
S-video kablosu 4 pinli ise bunun plastik çıkıntının uzağında kalan iki tanesini ince bir tel ile birbirine bağlayın. Eğer sorun bundan kaynaklanıyorsa görüntü kabloyu takar takmaz renkli hale gelecektir.
Pin sayısı farklı veya bu şekilde olmadıysa SCART adaptörünü ikiye yarın. Scart adaptörünün televizyona giren bölümünde 15 ve 20 numara yazan pinlerin arasında bir tel ile köprü yapın. Bu işlemler sanırım S-video görünümünü Composite çeviriyor.
Hala olmuyorsa veya kablolamayı beceremediyseniz S-video kablosunun çıkışına bir S-video'yu composite'e dönüştürücü adaptör takın. Bu küçük fiş gibi bir şeydir.
Bazen bunların hepsini bazen birkaçını uygulamak gerekiyor. Ama CRT tipi televizyon kullanmaya devam ediyorsanız ve alternatif çözümünüz yoksa bunları uygulamakta fayda var.
Windows işletim sisteminde özellikle network yazıcılar kullanılırken spoolsv hatası almak olası.
Öncelikle spool yazdırma havuzu denilen ve dökümanların yazdırmak için saklandığı bellektir. Burada hata oluşunca print işlemi yapmanız mümkün olmaz.
Problemin çeşitli nedenleri olabilir.
Bozuk driver (sürücü) Yazıcıyı donanımlarınızdan kaldırıp veya denetim masasından yazıcılardan silerek kaldırın. Sonra yeni sürücüleriyle tekrar yükleyin. Virüs Sisteminizi virüsten arındırıp tekrar yazıcı sürücülerini kurun. Havuzda birikmiş dosyalar Genellikle Windows/System32/Spool/Printer klasörü içinde yazdırılacak sayfalar biriktirilir. Bunları temizleyerek spool hatasından kurtulabilirsiniz. Özel dosyalar Örneğin PDF yazdırma sırasında problem yaşıyorsanız o programa odaklanın. PDF için çözüm Adobe Reader’da Yazdır>Gelişmiş “Resim olarak yazdır” (Print as image") seçeneğini seçmek olabilir.
Ayrıca sisteminizden printerlar ile ilgili tüm bilgiyi silmek isterseniz Resource Kit Tools denilen Microsoft araç setini kullanbilirsiniz.
Kurduktan sonra Başlat > Çalıştır’a cleanspl yazarak çalıştırın.
Ama bunu en son yöntem olarak kullanmanızı tavsiye ediyorum. Sistemi tertemiz yaptığı için işe yarıyor ama sonra kaybettiklerinizi geri döndürmek için uğraşmanız gerekebilir.
Rebate denilen ve ülkemizde uygulanmayan satış yöntemini (ürünü alırken ödediğiniz paranın bir kısmını ileride nakit veya avantaj hakları olarak geri alıyorsunuz) kulllanan Intel, AMD tarafından daha önce şikayet edilmişti.
Konu hakkında 11 Mart tarihinde gizli bir duruşma yapılacak. Eğer suçlu bulunursan Intel yıllık gelirinin %10 kadar ceza ödemek zorunda kalabilir.
Apple Macbook Air duyuralı bir kaç hafta oluyor. Çok beğenildiğine dair bir yazı okuyunca hakkında yorum yapma ihtiyacı duydum. Ürünün en büyük özelliği en kalın yerinin dahi 2 santimetrenin altında olması. Ancak görünen o ki tüm olayı da bu.
Apple pek çok şirketin yaptığı gibi abartıyı fazla kaçırınca anlamsız bir ürünü piyasaya sürmüş olmuş.
Tasarım yönünden pek çok olumlu yorum alan Apple yeni dizüstü ürünü ile yine görünüme önem vermiş. Ancak buna o kadar odaklanmış ki gözü dönmüş bile denilebilir.
Örneğin bu laptop'un bir optik okuyucusu yok. CD ve DVD'lerinizi ancak birlikte gelen harici okuyucu ile kullanabiliyorsunuz. İşlemcisi ve sabit diski neredeyse üretimden kalkacak derecede yavaş. Hard disk o kadar yavaş ki (4200 rpm) sanırım piyasada bu hızda başka bir laptop veya notebook bulunmuyor.
Sadece ve sadece bir USB portu bulunuyor. RAM'i sabit olduğundan upgrade yapılamıyor (2GB olması nedeniyle bir nebze kabul edilebilir) ve pil kullanıcı tarafından değiştirilemiyor.
Cihazda ethernet portu ise bulunmuyor. Yani kablosuz bağlantıya mahkumsunuz.
Fiyatı ise daha iyi özelliklere sahip iki dizüstü bilgisayar alacak kadar yüksek.
Kısacası sanırım Apple sansasyon yaratmak ve en ince bilgisayar bu demek için üretmiş. Ne kullanması gerektiğini bilen kimsenin bu cihazı alacağını sanmıyorum.
Umarım başka şirketler de Apple yaptı biz de yapalım diye bu yola girip kendilerini zarara sokmazlar.
Modem, access point veya router gibi cihazların konfigürasyon arabirimine girmek için şifre gerekir. Pek çok ürün için şifreler kullanım klavuzu ile birlikte sunulur ama bunun kaybedilmesi, format atılması gibi durumlarda şifreyi aramak gerekir.
RouterPasswords sitesi yüzlerce cihaz için fabrika ayarlarında gelen kullanıcı adı ve şifreleri sunuyor.
Clone brush'ı Photoshop, Paint Shop ve diğer pek çok grafik tasarım programlarından tanıyoruz. Amacı bir grafiği başka yerlerde de kullanmak olan bu fırça türü sıklıkla kullanılıyor. Alttaki videoda gördüğünüz fırçaya da kısmen clone brush diyebiliriz ancak bir farkla. Bu fark da klonladığı görüntünün gerçek hayattan alıntılanması.
Fırçanın altındaki kamera sayesinde çevrenizde hareketli veya durağan görüntüyü yakalayarak resimlerinizde kullanabiliyorsunuz. Tam klon fırçası gibi çalışmasa da en azından gerçek görüntüleri kolaylıkla resimlerde kullanmaya imkan tanıyor.
Mouse denilince artık akla ilk gelen iki düğmeden çok fazlası. Artık mouse tasarımlarında işlev de kesmiyor en azından standart işlevler. İşte bu fareler alışık olduklarımızdan çok farklı. Tasarım ve kullanım için pek çok fikir üreticilerin akıllarına gelmiş. Farklı ve yaratıcı malzemeler, tasarımlar ile daha önce hiç olmadığı kadar çok çeşitli fare bulmak mümkün. Yıkanabilir, içinde flash hafızası olan, usb portu, card reader özelliği olan, güneş ışığıyla kendini şarj eden, sahte parayı tanımlamak için kullanılabilen, kalp atışı gibi bilgileri verebilen modeller bile mevcut. Bu ve daha pek çok farklı fare resimlerini yandaki slideshowda izleyebilirsiniz.
Dikkatimi çeken bazı farelere de ayrıca değineceğim.
Apple'ın Mighty Mouse'u. Kudretli fare anlamına gelen bu farede düğme gibi gözüken tek şey tepedeki küçük çıkıntı. Bir de kenarda sanki elden kaymasın diye konulmuş bir yer görüyoruz.
Ancak bu fare toplam 5 düğme barındırıyor. Tepedeki küçük çıkıntı bir "kaydırma topu". Kaydırma tekerinden farkı, tek düğme ile hem dikey hem yatay işlev sunuyor olması. Daha da fazlası serbest biçimde kaydırması. Yani hem aşağı hem sağa kaydırmak mümkün. Ayrıca bu topa basarak düğme gibi kullanmak da mümkün.
Sağ ve sol tıklama ise düğme ile değil düğmelerin olması gereken yerine altındaki sensörler tarafından yapılmakta. Parmağınızın bulunduğu yeri algılayabiliyor. Kenarlarda ise basınca duyarlı düğmeler bulunuyor.
Kablolu versiyonu Windows makinelerde de kullanmak mümkün.
Sony Vaio Skype telefonu özelliği olan fare üretme gereği duymuş. Bu yazının devamında diğer örneklerde de görebileceğiniz gibi amaç bir çok işlevi birleştirerek taşınabilir cihazlarda avantaj sağlamak. Hem yerden hem fazladan bir aletten tasarruf edebilirsiniz.
Telefon arama geldiğinde ışıkla uyarıyor, daha sonra yandaki düğmeye basıp fareyi açarak telefon haline getirip konuşabiliyoruz.
67 gram gibi hafif sayılabilecek bir ağırlıkta iki özelliği sağlamak bunun üzerine şık bir görünüm eklemek de başarı.
Çok özellikli farelerden devam edersek laptoplarda pek çok kişinin eksikliğini hissettiği bir unsuru gideren bu fareye değinebiliriz.
Bu fare üzerinde rakam girilmesini sağlayan bir numpad bulunduruyor. Bu hem laptoplarda genellikle bulunmayan bir özelliği sağlıyor hem de fare kullanan ele çok daha yakın bir yere bu tuşları konumlandırıyor. Düğmelerin üzerinde el ne kadar rahat durur burası bir soru işareti.
Bu tarz bir farelerin numara tuşları üzerinde kapak olan versiyonları da mevcut. Gerektiğinde kapak kaldırılıyor ve tuşlar kullanılabiliyor. Ama bu da pratikliğini bir nebze kaybettiriyor.
Sağda gördüğünüz ve Inno design tarafından üretilen bu fare de numpad özelliği bulunduruyor. Bluetooth bağlantısı ile bağlanabilecek fare bir de lazer pointer özelliği sunmakta.
Tabi işlev yanında görüntü de önemli. Aşağıda sırasıyla ışıklı ve uçağa benzer, yünden yapılmış ele oturan ve tahtadan yapılmış fare örneklerini görebilirsiniz.
Daha önce bu yazıda değindiğim Air mouse ise çalıştırmak için bir yüzeye koymak gerekmeyen bir hava faresi. Hava yapılan hareketlere göre işaretleyici hareket ediyor. Bu da özellikle multimedya uygulamalarında kullanışlı oluyor.
Bir nevi işaretleyici özellikli kumanda gibi çalışan bu fareler henüz yeni oldukları için pahalı diyebileceğimiz fiyatlardan satılıyorlar. Ancak günün birinde klasik kumandaların yerlerini almaları bir hayli olası.
Masaya koyduğunuzda normal optik fare gibi çalışıyor fakat tasarımı bunun için ne kadar elverişli burası soru işareti.
DVI (Digital Video Interface) görüntü taşımak için DDWG tarafından geliştirilmiş ve standartları belirlenmiş bir arayüz. DVI hem analog hem dijital veriyi taşıyabilmesi açısından uygulanmış. Ayrıca analoga dönüştürmeden sinyal yollanması kalite kaybı yaşanmaması anlamına geliyor.
DVI, HDMI gibi Transition Minimized Differential Signalling (TDMS) denilen veri taşıma yöntemini kullanıyor. HDMI denilen High Definition yayınlar DVI-D ile kısmen uyumlu.
DVI kablolarının mümkün olduğunca kısa tutulması tavsiye ediliyor. Ayrıca standartlar kablo uzunluğunu 4.5 metre olarak kısıtlamakta. Ancak bundan çok daha uzun kablolar bulunabilmekte. Ama teoride söylenen uzunluğun üzerinde kullanım için sinyal güçlendirici gerektiği.
Çok fazla teknik detaya girmeden günlük hayatta karşımıza çıkan iki çeşitlenmeden bahsedeceğim. Birisi Single-Dual ayrımı diğeri ise analog, dijital, hibrid ayrımı.
Single Link ve Dual Link taşınan görüntünün frekans ve çözünürlük değerlerine göre değişmekte. Örneğin Single DVI bağlantısı 60Hz'de en fazla 2.75 Megapiksel görüntü taşıyabilmekte. 2.75 Megapiksel kaba olarak 4:3 oranında 1900x1400 piksel'e denk geliyor. DVI standardına göre piksel saat hızı 165Mhz'den fazla olduğunda single link yeterli değil. (Not: Piksel saat hızı, görüntü tazeleme hızından farklı bir birim)
Bu sınırlama HDTV gibi kullanımlarda kolaylıkla aşılıyor. Bu nedenle de dual link denilen ve esasında içinde iki hattı barındıran bağlantılara ihtiyaç duyuluyor. DVI standardına göre iki kanal eş hızda çalışmak zorunda. Örneğin saat hızı 180Mhz ise hatlar 90-90 çalışmalı, 165-15 kabul edilmiyor. Dual-link kullanarak yüksek çözünürlüğe ulaşmak mümkün.
Dual link kablo bağlantılarında ortada fazladan pinler bulunuyor. Single linkte ise burada pinsiz bir boşluk bulunur. Eğer ihtiyacınız çok fazla değilse single link bir kablo işinizi görecektir. Örneğin 1280x1024 maksimum çözünürlük ve 85Hz'de çalışan bir monitör için özellikle dual link kablo almanız gereksiz olur.
DVI-A, DVI-D ve DVI-I ise sinyal türünü belirliyor. Bağlantı noktaları ve portlar da farklı şekillerde oluyor. Sırasıyla Analog, Dijital ve Hibrid olan bu seçeneklerden ihtiyacınıza göre olanı kullanmanız gerekli. Eğer sadece dijital veri kabul eden bir alet ile analog kablo kullanırsanız çalışmayacaktır. Tam tersi analog için de geçerli.
DVI-D sadece dijital sinyal taşır. Kalite çok yüksektir. DVI-I portu olan bir cihaza da kalite kaybı olmadan bağlanabilir. (Bknz. son madde)
DVI-A sadece analog sinyal taşır. Yaygın değildir ve genellikle ekran kartından CRT monitörlere bağlantı için kullanılır. DVI-I bir cihaza bağlansa bile sinyal analog olduğundan kalite kaybı olur. Fakat buna yüksek kaliteli analog denilmekte. VGA gibi analog bağlantılardan daha kaliteli olduğu söyleniyor.
DVI-I ise çok amaçlı kablodur. Analog veya dijital sinyal taşıyabilir. Ama analog-dijital veya dijital-analog gibi dönüştürme yapamaz. Erkek DVI-I fiş dişi DVI-D fişe uymaz. Ama erkek DVI-D dişi DVI-I fişe uyar. Bu nedenle ekran kartlarındaki DVI-I portu ile LCD ekranın DVI-D portunaDVI-D kablo ile bağlantı yapılabilir.
DVI to HDMI denilen kablolar ile HDTVlere görüntü aktarımı yapmak mümkün. HDMI audio/video taşıyabildiği için isterseniz DVI görüntü ve sesi birleştirip HDMI haline getiren aletler kullanabilirsiniz. (örnek)
Bahsedeceğim yöntem kablo gerektirmeyen bir yöntem. Kablo kullanabilirim derseniz sadece Access Point özelliği olan bir cihaz ekleyerek ağın kapsama alanını artırmanız mümkün.
Kablosuz olarak kablosuz ağın mesafesini artırmak için en basit yöntem Repeater denilen tekrarlayıcı cihazları kullanmak. Bu cihazlar mevcut bir ağ bağlantısının bir uzantısı gibi çalışarak erişim olmayan alanlara yayın yapmanızı sağlıyor.
Örneğin modeminiz evin bir ucunda ve bazı odalara yayın yapamıyor. Repeater'ı elektrik dışında hiçbir kablo bağlamadan modem ile erişim olmayan bölümlerin arasında bir yere yerleştirdikten sonra kapsama alanını genişletebilirsiniz.
Bu cihazlar genellikle aynı zamanda Access Point ve Bridge özellikleri ile geliyor. Ürün tanımında da Access Point+Bridge+Repeater gibi geçebiliyor. 100 YTL'nin altında rakamlara edinebileceğiniz bu cihazlarda modele göre değişmekle beraber temel olarak yapmanız gereken ayarlar da şöyle:
Yayınını genişletmek istediğiniz Ana yayın kaynağının (örneğin modem, router, vs) SSID ve Channel Number (kanal numarası) bilgilerini bilmelisiniz. SSID kablosuz ağın ağ listesinde gözüken adıdır. Channel Number ise genellikle 1-13 arasında olan ve yayın kanalını belirleyen numaradır. Bunu genellikle ana yayın kaynağının web arabiriminde Wireless (kablosuz) başlığında görmeniz mümkündür.
Repeater'ınızı bilgisayara bir ethernet kablosu ile bağladıktan sonra repeater web arabirimine girmelisiniz. Bunun için 192.168.1.1 gibi bir adresi web tarayıcınıza yazın. (Verdiğim adres modelden modele değişir. Gerekirse LAN ayarlarıyla oynamanız gerekir. Bu kullanım kitapçığında veya klavuzda anlatılır)
Arabirimde çalışma modunu Repeater olarak ayarlamalısınız. Aksi takdirde çalışmayacaktır.
Muhtemelen bu modu girdiğiniz sayfada Root veya Source (kök veya kaynak) alanında SSID olarak kaydettiğiniz bilgiyi girmelisiniz. Bazı repeaterlar çevrede yayın yapan siteleri "Site Survey" de denilen özellikle çevredeki kablosuz ağları tarayıp bulabilmektedir. Bu şekilde yazmadan elle girmeniz mümkün olabilir.
Aynı şekilde kaydettiğiniz Channel Number'ı da repeater üzerinde ayarlayın.
Şifreli bir ağdaysanız aynı şifre ayarlarını repeater üzerinde yapmanız tavsiye edilir.
Bazı repeaterlar yaptığı kablosuz yayın için farklı SSID kullanmaya izin verir. Örneğin modeminiz Kablosuz_Ev adı ile yayın yapabilir ama repeater Kablosuz_Ev_Repeater şeklinde yayın yapar. Böylece repeater'a mı yoksa modem'e mi bağlanacağınıza siz karar verebilirsiniz. Ancak bu desteklenmiyorsa ve siz örneğin laptopunuzun sadece modeme bağlanmasını istiyorsanız o zaman Repeater ayarlarında MAC filtrelemesinden laptoptaki kablosuz aygıtı filtreleyebilirsiniz.
Laptop veya başka bir bilgisayara bağlı kablosuz alıcının MAC adresini öğrenmek için Windows'ta şu adımları gerçekleştirebilirsiniz:
Başlat > Çalıştır ile açılan kutuya CMD yazıp ENTER'a basın
Komut penceresinde ipconfig /all yazıp ENTER'a basın
Çıkan listede Physical Address (Fiziksel Adres) yanında yazan o aletin MAC adresidir.
Bu şekilde repeater ile istediğiniz cihazları da engelleyebilirsiniz.
Farenizi kullanırken scroll wheel denilen kaydırma tekerini sadece sayfaları gezinirken kullanıyorsanız diğer pek çok özelliğinden faydalanmıyor olabilirsiniz. Öncelikle bilmeyenler için belirteyim, çoğu farede scroll tekerleğini çevirmek yerine üstüne bastığımız zaman düğme işlevi görür. Bu yazıda buna scroll düğmesi olarak değineceğim.
"Altı üstü fare sürücüye ne gerek var" demeden beraberinde gelen fare sürücüsünü kurmanızda fayda var. Böylece ekstra özellikleri kullanabilir veya özelleştirebilirsiniz. Özellikle scroll düğmesine atanacak işlevleri buradan değiştirebilirsiniz. Kaybettiyseniz üretici firmanın internet sitesinde bulma ihtimaliniz yüksek.
Ve mouse scrollu ile yapabilecekleriniz:
CTRL + Scroll: Çoğu durumda bir sayfa içeriğini yakınlaştırmak veya uzaklaştırmak için kullanılır. Örneğin Word, Excel, Paint Shop. Web tarayıcılarında font boyutunu büyültmek ve küçültmek için kullanılır.
PAN: Scroll düğmesine bastıktan sonra pan özelliği ile dökümanı sanki o basılan noktadan sağa sola çekiyor gibi dolaşabilirsiniz.
AUTO-SCROLL: Scroll düğmesine bastığınız yerde dört yönlü bir ok düğmesi çıkar. O noktaya göre fareyi ne tarafa çekerseniz, sayfa da oraya doğru kaydırılır. Fare imlecini bu 4'lü oktan ne kadar uzağa çekerseniz bu işlem de o kadar hızlı yapılır. Söylece sürekli teker çevirmek zorunda kalmazsınız.
Sayfaları Yeni Pencere/Sekmede açmak: Pek çok web tarayıcıda bir linke scroll düğmesi ile basarsanız bunu yeni bir pencerede veya sekmede açar.
Açılır Menülerde Seçim: Webde veya bir programda bulunan açılır menülerde fareyi bu listenin üzerine getirdikten sonra tekeri kaydırarak listede farklı elemanları seçebilirsiniz.
Kaydırma Düğmeleri Ses denetimindeki gibi kaydırma düğmelerinde de tekerinizle ayar yapabilirsiniz.
Çift kaydırma tekeri olan fareler genellikle ikinci tekeri yatay kaydırma için kullanır ancak fare sürücüsünün yazılımından buna da farklı özellikler vermek mümkün olabilir. Örneğin zoom, web tarayıcılarında ileri/geri gibi fonksiyonlar.
Ayrıca her yazılım fare tekerine kendine özgü özellikler katabilir. Bunları deneyerek öğrenebilirsiniz. Denemeleriniz sırasında, SHIFT, CTRL ve ALT tuşları ile de farklı kombinasyonları denemenizde yarar var. Örneğin Google Earth her kombinasyon ile farklı bir işlev sunmakta.
Kablosuz fareler uzun süredir piyasada. Ama kablosuz teknoloji sadece kısıtlı hareket kolaylığı sağlıyordu. Sonuçta yine bir yüzey üzerinde çalıştırdığımız için belirli bir çalışma alanına kısıtlanıyorduk.
Air mouse denilen ve işaretleme yapabilmek için bir masaya ihtiyaç duymayan fare teknolojisi ise artık bu sorunu ortadan kaldırıyor.
Kablosuz olan bu tür fareleri havada ekran üzerine hedeflemeye bile gerek duymadan, fare hareketlerini gerçekleştirmek mümkün. Hareket yönüne göre faremiz hareket ediyor. Böylece hem uzun mesafede çalışabiliyoruz, hem de fareyi koymak için bir yüzeye ihtiyaç duymuyoruz. Hem de bileğimizi özgürce oynatabiliyoruz.
Kısacası sırtınızı geriye yaslayıp veya koltuğumuza oturup bilgisayarı yönetmek mümkün oluyor.
Özellikle media center uygulamaları için lanse edilen ürün adeta uzaktan kumanda gibi çalışıyor. Ancak klasik kumandaların aksine hava fareleri, seçme işini düğmeler ve menüler arasında gezinmeden hallediyor. Ve tabi bir alıcıya yöneltmek gerekmiyor.
Buna ek olarak kablosuz bir klavye ile bilgisayardaki tüm işleri uzaktan yapmak mümkün. Klavye de şart değil. Klavye yerine ekranda gözükecek sana klavye uygulamalarını da kullanabiliriz. Bunlar bilgisayar ekranına küçük bir klavye getirerek fare ile tıkladığımız harfleri klavyeden basıyor gibi kullanmamıza imkan tanıyor.
Tabi bu teknolojinin dejavantajları olmadığını söyleyemeyiz. Bileğin sürekli hareket halinde olmasına neden oluyor. Bileğin masa gibi destek alacağı bir alan yok. Bilgisayara haşır neşir olmayan kişilerin fare ile işaretlemeye çok yatkın olmadığını da söyleyebiliriz. Bir de yakından çalışmak gereken durumlarda elimizi koyacak yer bulmak zor olabilir.
İleride bu tür farelerin hem masa hem havada çalışan hybrid modelleri yapılırsa daha da yaygınlaşacağına şüphem yok.
İşte bu tür bir hava faresinin kullanımının anlatıldığı video:
Ayrıca Nintendo Wii ile de bilgisayara komut yollayan ve hava faresi gibi kullananlar da var. Bunun için bilgisayarın Wii'yi algılaması için Bluetooth bağlantısı ile komutları belirlemek için küçük bir yazılım yeterli. İstediğiniz tuşa istediğiniz komutu vermek sizin tercihinize kalıyor.
Bir de küçük ipucu. Eğer bilgisayarınızda hali hazırda kullanabildiğiniz bir uzaktan kumandanız varsa (TV kartı, kızılötesi, vs) uICE gibi bir programla, kumanda üzerindeki düğmeler ile fare hareketlerini bilgisayarda taklit edebilirsiniz.
Intel'den gelen açıklama ile 2008'in başlarında fiber optik bağlantı kullanacak USB 3.0 standardı için çalışmaların başlanacağı açıklanmış.
Geri dönük uyumlu olacak cihazlar USB 2.0'ı da destekleyecekmiş. Hızların on kata kadar daha fazla olacağı ve artık kablolu bağlantıda bu tür bir hızın gerekli olduğu söylenmiş.
Yerinde bir karar olduğu söylenebilir. Zira bu standart gelene kadar veri saklama cihazlarının kapasitelerinin bir kaç kat artacağı düşünülürse USB 2.0 yetersiz kalmaya başlayacaktı.
USB, USB Implementers Forum içinde Intel'in öncülüğünde ve diğer firmaların katılımıyla geliştirilmekte. Intel Developer Forum'da USB 3.0 Destek Grubu kurularak yeni standardın geliştirilmesine başlanmış olundu.
Yeni LCD dokunmatik ekran gibi çalışabiliyor. Diğer dokunmatik ekranların aksine dokunma algılaması için ekran üstünde bir tabakaya ihtiyaç duyulmuyor.
Çünkü bu yeni LCD'de her pikselde bir görüntü algılayıcı bulunuyor. Bu şekilde ekran adeta bir tarayıcı gibi çalışıyor.
Sharp'ın açıklamasında dokunmayı algılayan filmin bulanık görüntüye neden olabildiği, bu ürünleri ile bu sorunu aştıkları belirtilmiş. Ayrıca bu teknoloji ile çoklu dokunmaya da imkan sağlandığı söyleniyor.
Ürün hedefi olarak smartphone, PDA, UMPC, dijital fotoğraf makineleri gösterilmiş.
3.5" boyutundaki ekranların toplu üretimine geçilecekmiş.
Hızlı prototipleme teknolojisinin bir kolu olan 3 boyutlu baskı, hızlı sonuç ve maliyet efektif olmasından dolayı geleceğin önemli teknolojilerinden biri.
Sistem temel olarak 3 boyutlu bir modelin katmanlar halinde yazdırılmasından oluşuyor. Böyle olunca haliyle yazıcının iki çözünürlük değeri oluyor. Birisi kağıt baskısında da olduğu gibi X-Y düzleminde diğeri ise Z ekseninde. Z ekseni modelin derinliğini ifade ediyor. Z ekseninde ne kadar ince katman kullanılabilirse o kadar kaliteli çıktı alınabiliyor. Katman kalınlığı yazdırma teknolojisi ve kullanılan malzemeye göre değişiyor.
Baskı için farklı yöntemler mevcut.
Bu yöntemlerden biri bir tanka doldurulan fotopolimer adı verilen bir sıvının mor ötesi (UV) ışık ile istenen modele göre sabitlenmesi.
Bir diğer yöntem yine bir tanka doldurulan ince toz taneciklerin yapıştırıcı püskürtmek suretiyle birleştirilmesi. Bu yöntem renkli çıktı almaya olanak tanıyor. Ayrıca en hızlı yöntem olarak kabul ediliyor.
Bunların yanında tank gerektirmeyen ve Birleşmiş Biriktirme (Fused Deposition) adı verilen yöntem ile yazdırma işlemi katman katman yapılabiliyor. Bunu pasta yapımı gibi düşünebiliriz. (Önce kek sonra krema sonra çikolata gibi)
Bu yöntemler içi boş, eklemli ve bunun gibi geometrileri yazma yeteneğine sahip.
Bugün KOBİ'lerin rahatlıkla alabileceği fiyatlara inen 3 boyutlu yazıcılar belki de yakın bir zamanda evlerimize girmeye başlar.
Not: Bu linkler değişmeye çok açık. Malesef amatörce davranıp sürekli linklerini değiştiriyorlar. Bu nedenle arama yapmak istediğinizde şu anahtar kelimeleri kullanmanızda fayda var: sistem, oluştur, PC, sihirbaz, kendin, kur, yapılandırma, toplama