6 Aralık 2008 Cumartesi

Facebook İçeriğinizi Sadece Belirli Kişilere Göstermek

Facebook’ta arkadaş listenizde ekli bile olsalar içeriği sadece belirli kişilere göstermek veya sadece belirli kişilerden gizlemek mümkün. Örneğin sadece profesyonel amaçlarla listenizde bulunan kişilerden bazı bilgilerinizi gizlemek isteyebilirsiniz.

Bunun için:

Arkadaş listesinde bir grup yaratıp bunun içine listenizdeki kişileri ekleyin. Bunun için Friends listenize gidin. Solda grup isimlerini görebilirsiniz. Yeni grup yaratmak için soldaki Yeni Grup oluştur düğmesine basın ve bir isim girin.

Sonra otomatik olarak bu grup açılacak. Buna tek tek arkadaş eklemek için ortadaki kutuya arkadaş isimlerini yazabilirsiniz veya toplu ekleme yapmak için o kutunun yanındaki Select Multiple Friends linkine tıklayarak açılan pencereden toplu olarak seçebilirsiniz.

Ardından tepede ayarlar menüsünden Gizlilik (Privacy Settings) sayfasına giderek hangi başlıkta (Profil, Fotoğraflar, Status Updates, vs.) kısıtlama yapacaksanız onun yanındaki listede en alttaki Customize (Özelleştir) seçin.

Burada Some Friends (Bazı Arkadaşlar) veya Except These People (Bu Kişiler Hariç) kutularını görebilirsiniz.

Bu kutulara yarattığınız grupların adını yazmaya başlayın. Bir süre sonra kutuda o grubun adını göreceksiniz. Bunu seçin ve onaylayarak tüm ayarları kaydedin.

Şimdi eğer Some Friends kutusuna bir grup girerseniz o bilgileri sadece o arkadaşlarınız görebilecek.

Yok eğer Except These People kutusuna girerseniz bu durumda sadece onlar göremeyecek.

Konu hakkında resmi yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

17 Ağustos 2008 Pazar

Webde Dosya Paylaşım Yöntemleri

Arkadaşlarınızla veya iş gereği dosya paylaşmamız gerektiğinde hepimiz mutlaka çeşitli yöntemler denemişizdir.

Özellikle büyük boyutlu dosyalarda ise bu durum biraz sorun yaratmıştır.

Sanırım şu anda dosya paylaşımının en popüler yolu email ile yollamak. Ancak bunun çeşitli kısıtlamaları olduğunu biliyoruz. Örneğin dosya boyutu, dosya formatı ve tek seferlik yollama gibi nedenlerle kısıtlaması fazla olan bir yöntem. Örneğin Gmail ile veya Gmail hesabına EXE uzantılı dosyaları yollamak mümkün değil. Veya bir dosyayı birine gönderdikten sonra başkasına yollamak gerektiğinde tüm upload işlemleri yeniden yapılması gerekiyor. 10MB, 20MB gibi mesaj limitleri nedeniyle de büyük dosyalar yollamak mümkün değil. (Tabi isterseniz parçalara bölerek yollayabilirsiniz)

Bir diğer yol ise MSN gibi anlık mesajlaşma yazılımlarını kullanmak. Bu durumda da iki kullanıcının da online olması gerekli ve transferi onaylamak zorunlu.

Benim en etkin olduğunu kabul ettiğim yöntem kendi web sunucunuz üzerine dosyayı kopyalamak. Zira neredeyse hiç kısıtlama olmadan dosyayı istediğiniz kişiye linkini yollayarak paylaşabilirsiniz. İstediğinizde dosyayı silebilir veya değiştirebilirsiniz. Tabi bunun için bir web sunucusundan yer almanız gerekli. Tercihen de FTP'yi desteklemeli ki dosyayı sunucuya kolaylıkla yollayabilesiniz.

Veya kendi PC'nize bir web sunucu uygulaması kurabilir dosyayı buradan sunabilirsiniz. Tabi IP'niz statik değilse transferi yapacak kişiye IP değişimlerinizi bildirmeniz gerekir.

Alternatif yöntemlerden bir diğeri ise ücretsiz dosya paylaşım siteleri. Hepimizin bildiği Rapidshare gibi sitelere dosya yolladıktan sonra linkini dosya paylaşımı yapacağınız kişiye göndererek dosyayı istediği zaman almasını sağlayabilirsiniz. Bu yöntem ise dosyaların belirli bir süre sonra silinmesi, transfer sırasında uzun ve bazı deneyimsiz kullanıcıların beceremeyeceği prosedürleri uygulamasını gerektiriyor.

Bu tür sitelerin bazıları fotoğraf gibi sadece belirli dosyaların paylaşımını yapmanıza olanak tanır. Picasa Web Albums, Flickr, Photobucket gibi sitelere üye olarak resimleri ve diğer bazı formatlardaki dosyaları koyarak kendi web albümlerinizi yapabilirsiniz. Bu siteler albümlerin herkese açık mı yoksa sizin istediğiniz kişilerin mi göreceğine karar vermenize de olanak tanır.

Bu tarz sitelerin bazıları dosyaları istediğinizde silmenize izin verir. Böylece paylaşım yapıldıktan sonra dosya ortalıkta dolaşmaz.

P2P denilen kullanıcıdan kullanıcıya bağlantılar ile dosya transferi de bir diğer seçenek. Ancak çoğu P2P programı ve sunucusu dosyaları tüm kullanıcılarının hizmetine açtığından (bazıları dosyaları kiminle paylaşacağınıza karar vermenize izin veriri) istemediğiniz kişilerin dosyalara erişimine olanak tanımış olabilirsiniz.

GigaTribe isimli yazılım ise kendi P2P networkünüzü yaratmanızı sağlıyor. Böylece sadece sizin seçtiğiniz kişiler dosyalara erişebiliyor.

Tabi bunlar dışında kullanıma özel çözümler üretmek mümkün olabilir.

Ücretsiz Online Müzik Dinlemek

Internet radyosu denilen ve ücretsiz müzik dinlemeye imkan tanıyan sitelerin en meşhuru Last.fm. Ancak bilindiği üzere Last.fm sadece belirli arama kriterlerine göre kendi istediği şarkıları çalabiliyor. Bunun en önemli nedeni ise telif hakkı yasaları. Youtube gibi video sitelerinde böyle bir sınır olmamasına rağmen müzik sitelerinin eli bağlı gibi gözükmekte.

Ancak Groove Shark isimli site bu sorunu bir şekilde aşmış olacak ki istediğiniz şarkıyı dinlemenize olanak sağlıyor. Yabancı ağırlıklı müzik yelpazesinden yerli isimleri de bulmak mümkün.

28 Haziran 2008 Cumartesi

Google Sitenizi Nasıl Görüyor?

Sitenizi Google'a ekledikten sonra istediğiniz sonuçlara ulaşamadıysanız muhtemelen pek çok çözümü denemişsinizdir.

Ancak arama motoru optimizasyonunda (SEO) en önemli konulardan biri sitenin görünürlüğüdür. Bu nedenle bir arama motorunun siteyi nasıl gördüğünü bilmek gerekir.

Buradan ulaşabileceğiniz izleyici, Lynx tarayıcı altyapısını kullanarak sitenizin düz metin halinde nasıl göründüğünü ve hangi linklerin bulunduğunu gösteriyor.

Optimizasyon hatalarını görmek için ilk olarak bu adımı uygulamanızı tavsiye ederim.

17 Haziran 2008 Salı

Dijital Fotoğraf Makinesi Satın Alma İpuçları

Daha önce genel ayrıntıları ile dijital fotoğraf makineleriyle ilgili yazılar yazmıştım. Ancak hem yaza girmemiz hem de kullanıma bağlı pratik konulara değinmemiş olmam nedeniyle makro, lens gibi detaya yönelik değil, kullanım ile ortaya çıkabilecek konular hakkında basit ipuçları vermek istedim.

Bu ipuçları cevaptan çok soru niteliğinde. Çünkü her kamera için farklı cevaplar almak mümkün. Bu soruların cevaplarını satıcıdan veya bilgi kaynaklarından, forumlardan aramak size kalıyor. Kağıt üzerinde mükemmel kameraların çok pahalı olduğunu göz önüne alırsanız bazı özellikleri feda ederek ucuz makineler almanız bu şekilde mümkün olabilecek.

dpreview.com (soldaki menüde Buying Guide > Side By Side) isimli site kameraları karşılaştırmaya imkan tanıyor. Bu sitede bulunan makinelerin teknik özelliklerini düzgün bir liste halinde inceleyebilirsiniz. Aşağıda ise orada yer almayan nesnel ve kullanıcıdan kullanıcıya değişik tercihlere neden olabilecek unsurları ve kullanım sonuçlarını görebilirsiniz.

  1. Megapiksel önemli mi?
    İlk madde olarak artık pek çok kişinin bildiği ama yine de cezbedici unsur olarak kanılabilen megapiksel konusuna değinmeliyim. Eğer fotoğraf makineniz kaliteli çekim yapmıyorsa 30 megapiksel çekim yapsa da istediğiniz kaliteyi yakalayamazsınız. Ancak yenilenen kameralarda sürekli mp artırımına gidildiği için kameranın yeni olup olmadığını bu şekilde anlayabilirsiniz. Fakat diğer özellikleri umursamaksızın 7 yerine 8, 10 yerine 12 mp bir kamera alırsanız sonra pişman olma olasılığınız son derece yüksek.
  2. Çekim hızı
    Makine açılırken veya fotoğraf çekerken kaç saniye bekliyor?
  3. Flash hızı
    Flaş gerektiren durumlarda bir resim çektikten sonra 5-10 saniye beklemek mi gerekiyor? Bu genellikle belirtilmeyen ancak daha sonra son derece can sıkan beklemelere neden olan bir durum.
  4. Resim kalitesi nasıl?
    Bu göreceli denebilecek ama gözle de fark edilebilecek bir soruyu gündeme getiriyor. Resimler kaliteli çıkacak mı? Resim kalitesini pek çok farklı faktör belirliyor ama bu bir gerçek ki bazı kameralar kaliteli bazıları ise kötü resimler çekiyor.
    Bunu öğrenmenin en iyi yolu webde özellikle yabancı kaynaklı sitelerde çeşitli koşullarda o kamera ile çekilmiş resimleri aramak. İmkanınız varsa kamera ile resimler çekmek ve bilgisayarda ve baskıda bunları incelemek.
  5. Gece çekimleri nasıl?
    Artık çoğu dijital kamera aydınlık ortamlarda çok güzel resimler çekebiliyor. Ama bu yanıltıcı durum aynı makine ile geceleri fotoğraf çekerken ortaya çıkabiliyor. Bu flaşın yetersizliğine bağlı olduğu gibi makinenin diğer teknik özelliklerine de bağlı.
    Resim kalitesinde olduğu gibi gece çekilen resimlerin kalitesini de incelemelisiniz.
  6. LCD ve Vizör ne alemde?
    Gündüz çekim yapanların en büyük dert yandığı konulardan biri sadece LCD'si olan kameralarının yansıma yapması. Ayrıca bir vizörü de yoksa şansa fotoğraf çekmek zorunda kalabilirsiniz. Bu küçük gibi görünen ama karşılaşıldığında epey can sıkan bir durum.
  7. Ne tür hafıza kullanıyor?
    Dijital kameralarda artık dahili belleğin neredeyse hiç önemi yok. SD kartlar çok popüler olmasına rağmen farklı saklama yöntemleri kullanan makineler de mevcut. Tercihinizi yaparken dikkatli olun.
  8. Pil ömrü nasıl? Ne tür pil kullanıyor?
    Her elektronik alette olduğu gibi fotoğraf makinelerinde de pil tüketimi kullanıma göre değişiyor. Ancak bazı kameralar pili emerken bazıları daha tutumlu kullanıyor. Li-ion piller daha uzun ömürlü dense de genellikle değiştirilemez olmaları yüzünden şarja mahkum kalabiliyorsunuz. Standart AA veya AAA kalem piller ile kullanılabilen bir makine kullanmak gerekli mi diye kendinize sormalısınız. Bu pillerin şarj edilebilir ve yüksek amperaja sahip modelleri ile uzun süreli kullanım sağlamanız da mümkün olabilir.
  9. Ayarlar kolay yapılabiliyor mu?
    Makinenin ayarları kolay mı? Menüler anlaşılıyor mu? Makinenizi aile içinde ve elektronik konusunda sıkıntı yaşayanlar ile birlikte kullanacaksanız kullanımının kolay olmasına dikkat edin. Otomatik çekim modu özelliği ile vasat ama görülebilir fotoğraflar çekmeniz mümkün olabilir.
  10. Yeteri kadar ayar yapabiliyor muyum?
    Eğer anı fotoğrafı dışında özel fotoğraflar çekmek istiyorsanız istediğiniz ayarları kullanabilmek için bir manuel moda ihtiyacınız olacaktır. Bazı kameralar buna izin vermez sadece önceden belirlenmiş ayarları kullanmanız mümkün olur.
  11. Bu fiyata değer mi?
    Fiyat kalite göstergesinden çok üreticilerin belirlediği rakamlar. Pahalı makine iyi olacak diye bir kural yok. Bazı üreticiler bir senede 30 modeli piyasaya sürüyor ama ertesi sene bunların en fazla 15 tanesi veya üst modelleri piyasada kalabiliyor. Bu da demek ki bazı makineler kaybetmeye mahkum. Bunlardan uzak durmanız için biraz araştırma ve yorum okumanız gerek.
  12. Kırmızı göz, sarsıntı önleyici, pozlama gibi özellikler inandırıcı mı?
    Kırmızı göz önleyici artık gayet güzel biçimde uygulanıyor. Ancak bazı sarsıntı önleme özellikleri fotoğraf makinesinin ISO değerini artırarak gerçeğinden daha farklı çekiyor. Böyle olunca da noise denen istenmeyen pikseller oluşuyor. Bu nedenle bu unsurları özellikle arıyorsanız baktığınız kamerada gerçekten işe yaradığına emin olduktan sonra almayı düşünün.
  13. Dayanıklı mı?
    Özellikler tuşlar, ekran ve kasa gibi fotoğraf çekimi ile ilgisi olmayan özellikler bazen sorun oluşturuyor. Marka kameralarda bu sorun az olsa da yok değil. Modelden modele de farklılık gösteriyor. Bunu anlamak için makineleri elinize almanız ve verdiği hisse göre hareket etmeniz yeterli olabilir.
  14. Kaç sene kullanmayı düşünüyorsunuz?
    Aldığınız aleti yaklaşık kaç sene kullanacağınıza karar verebilirseniz harcayacağınız ve arayacağınız özelliklere de bu şekilde karar verebilirsiniz.
  15. Fiyata değil özelliklere göre satın alın.
    Bütçem X lira diyerek X'e en yakın ve görünen özellikleri en iyi makineyi almayın. Bunun yerine istediğiniz özellikleri bir yere yazıp buna uygun bir makine arayın.
  16. Markanın önemi var mı?
    Markanın direkt önemi yok. (teknik destek soru işaretleri dışında) Daha çok her elektronik pazarında olduğu gibi efsanevi ürünler var. Yani Canon'un a modeli Nikon'un b modeli, Fuji'nin c modeli gibi piyasaya çıktığı şartlarda o fiyat aralığında ve performans bakımından optimum ürünler bulunabilir.

10 Haziran 2008 Salı

Cue Dosyası Nedir?

Cue dosyası bir CD veya DVD gibi medyanın içeriğini belirten bir dosyadır. Ses dosyaları bilgisayara aktarılırken sesi içeren bölümün yanında parça bilgilerinin de (süre, sanatçı, şarkı adı gibi) taşınması için kullanılır.

Cue dosyası tek başına bir veri taşımadığından yanında bir de veri dosyası olması gerekir.

Cue dosyası ile gelen dosya parçalara bölünmek istenirse Cue Splitter ismi verilen yazılımlar kullanılabilir. Bu cue dosyasındaki süre verisine göre dosyayı parçalara ayırmaya yarar. Ardından bu parçaları başka formatlara dönüştürmek mümkün olur.

Cue bölmek amacıyla kullanabileceğiniz programlardan birini buradan indirebilirsiniz.

3G'li IPhone 2.0 Yakında Hem de Daha Ucuza Piyasada

Uzun zamandır büyük spekülasyona konu olan yeni nesil iPhoneların 11 Temmuz'da piyasaya çıkacağı resmi olarak açıklandı. İki kat hız yarı fiyat sloganı kullanılıyor.

Yeni iPhone 3G yanında diğer pek çok yeni özelliği bünyesinde barındırıyor. Üstüne üstlük 8GB'lık modeli 199$ gibi bir rakama satışa çıkıyor. Bu da ilk iPhone'un yarı fiyatına denk geliyor.

GPS özelliği de telefona eklenmiş. Böylece var olan harita hizmetini gerçek uydu bazlı bir GPS aracılığıyla kullanmak mümkün olacak.

İlkine göre biraz daha kalın olan telefonun boyutları ise 11.5 x 6.2 x 1.2 cm

Yeni özellikleri http://www.apple.com/iphone/ adresinden görüntüleyebilirsiniz.

Ürünün çıkışında 22 yabancı dil desteği olacak ancak bu diller arasında Türkçe yok. Yine de uluslararası piyasaya açılmayı planlayan Apple Türkçe gibi pek çok dil desteğini yıl içinde eklemeyi planlıyor.

Bu fiyat ve özelliklerle yeni iPhone'un patlama yapması kaçınılmaz.

7 Haziran 2008 Cumartesi

Facebook Reklamlar Yüzünden Kaybedebilir Mi?

Facebook üzerinde uzun süredir reklam vermek mümkün. Sayfa içine gömülü, resim veya metin bazlı reklamlarda ürün tanıtımından sosyal projelere çeşitli yayınlar yapılıyor.

Bu reklam özelliği Google reklamlarından negatif yönde olan farkı nedeniyle ile uzun zamandır eleştiri alıyordu. Öyle ki reklamlar bundan 7-8 sene önce olduğu gibi impression denilen gösterildiği anda ücretlendirilen reklamlar. Bu da sadece linke tıklandığında veya reklamcının hizmeti kullanıldığında yapılan ücretlendirmeye giden Google'ın aksi bir tutum.

Yayıncılar reklamların hedefe ulaşıp ulaşmadığını takip edemiyor. Böyle bir tutum ile web üzerinden reklam vermenin cazibesi de sorgulanıyor. Tabi böyle bir hizmet için Google'ın altyapıyı uzun zamandır geliştirdiği gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Bunun yanında Google'ın reklam alma politikası son derece katı. Öyle ki mucizevi tedaviler, kişisel gelişim, inanılmaz para kazanma yöntemleri gibi reklamlar Google'dan vize alamıyor.

Ancak Facebook'da uzun zamandır her derde deva ilaçlar, aylık gelirinizi 500 kat artıracak yöntemler, kişisel gelişim konularında inanılmaz öğütler verdiğini iddia eden reklamlar yayınlanmakta.

Hal böyle olunca bir yerde gelirinin bir bölümünü de olsa reklamlar üzerinden kazanmak zorunda olan ve değerini böyle artırabilecek Facebook'a hem reklam veren hem kullanıcı açısından bir güvensizlik oluşması olası.

Hatta reklam denetimi getirilmezse yasal sorunların bile oluşması gündeme gelebilir, Facebook ikinci Youtube vakasına dönüşebilir. Benden uyarması.

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Facebook'a Yeni Arayüz

Facebook profillerinde gördüğümüz web arayüzü beta versiyonu ile karşımızda. Önümüzdeki ay kullanıma sokulacağı açıklanan bu arayüzü şimdiden denemek isteyenler www.new.facebook.com adresinden değişiklikleri görüntüleyebilir.

Uygulamalarla daha iyi entegre olacağı ve sekmelerin yardımı ile daha ferah bir kullanım sunacağı Facebook yetkililerince açıklanan arayüz şimdilik kum havuzu denilen deneme yanılmaların yapılabildiği bir halde sunuluyor. Yani yapacağınız değişiklikler orjinal profilinizi etkilemeyecek.

Burada özellikle dikkatimi çeken ve faydalı olacağını düşündüğüm bir konu var. Çok fazla uygulama eklenmiş profillerinin ziyaret edilmesi yükleme ve görüntülemede sorunlar yaratıyordu. Yeni arabirim ile kişisel bilgiler, haberler ve uygulamalar ayrı sekmelere taşınıyor ve sadece bu sekmeler açılırsa yükleniyor. Böylece gerekmediği durumlarda profildeki tüm içeriği görüntülemek zorunda kalmıyorsunuz.

Şimdilik beta olan bu arabirimin alışmada biraz zorluk yaratacağı ve uygulamalarla nasıl entegre olacağını ise resmi olarak kullanıma açıldıktan sonra öğrenebileceğiz.

2 Mayıs 2008 Cuma

Blogger'dan Geleceğe Dönük Yayın

Popüler blog platformu Blogger bir yenilik ile yazılarımızı otomatik olarak yayınlamaya imkan tanımaya başladı.

Bir mesajı planladığınız tarihte yayınlamak için yapmanız gereken mesaj tarihini manuel olarak ileri bir tarihe ayarlamak.

O tarihe gelindiğinde yazınız otomatik olarak yayınlanıyor. Eskiden siz yayınlamadığınız sürece o mesaj draft(taslak) olarak kaydediliyordu.

Örneğin duyuru, etkinlik, haber gibi günlük veya periyodik olarak belirli bir tarihte yayınlamanız gereken mesajları yayınlanması gereken tarihten çok önce hazırlayarak yayınlamak için o tarihi beklemek zorunda kalmıyorsunuz.

Zaman kapsülü gibi kullanmayı da düşünebilirsiniz. Örneğin bu sene olan bir etkinlik hakkındaki haberi bir sene sonra yıldönümünde yayınlamak mümkün olabilir.

1 Mayıs 2008 Perşembe

Facebook'u Resmi Olarak Türkçe Kullanmak

Bilgisayarınıza herhangi bir eklenti kurmadan, tarayıcınızı değiştirmeden Facebook'u Türkçe kullanmanız mümkün.

Yapmanız gereken http://www.facebook.com/apps/application.php?id=4329892722 adresindeki Translations isimli uygulamayı Facebook'ta eklemeniz ve ardından çıkan dil seçimi listesinden Türkçe'yi seçmeniz. Translations aslında bir çeviri uygulaması ama çevirmenlik yapmak istediğiniz dili seçtiğinizde site üzerindeki terimlerin o dilde gösterilmesini de sağlıyor.

Bu uygulama ile pek çok terim Türkçe'ye çevrilmiş durumda. Örneğin Translations isimli uygulamanın adı dahi Çeviriler olarak değişiyor. Ancak hataların ve çevrilmemiş terimlerin olduğunu söylemek lazım.

Bu uygulama ile ayrıca eksik terimlere yeni çeviriler ekleyebilir, yapılmış çevirilerin doğruluğunu oylayabilirsiniz.

Google'dan Televizyon Reklamları

Google online reklamdan sonra televizyon reklamlarına da Google TV Ads ile girdi. Şimdilik sadece ABD tabanlı reklam verenler için kullanıma sunulan hizmet varolan Adwords hesabınızdan TV'ye reklam vermenizi sağlıyor.

Tabi TV reklamları video tabanlı olduklarından reklam videonuzu Google'a yollamanız veya Ad Marketplace'den profesyonel reklam yapımcıları ile ücret karşılığında anlaşarak reklamlarınızı yaptırmanız mümkün.

Ardından bütçenizi belirliyor, hedef kitlenizi seçip uygun televizyon programlarını görebiliyor, reklamınız yayınlandıktan sonra ne zaman hangi programda yayınlandığını görebiliyorsunuz. Haliyle bütçeyi ne kadar artırırsanız o kadar iyi programlarda reklam yayınlama şansınız oluyor.

Kısacası Google TV'ye reklam vermek için güzel bir web uygulaması geliştirmiş.

Açık Ekran Projesi ile Flash Her Yerde

Macromedia'nın geliştirdiği ve şirketin satılmasıyla Adobe'a geçen Flash bugün ilan edilmemiş bir web multimedya standardı haline geldi.

Mobil uygulamalara olan ilgi arttıkça Flash bu aletlere girmeye başladı. Bunun hızlı veya sorunsuz olduğunu söylemek ise zor.

Adobe bunu düşünerek Open Screen Project adı altında Flash'ı daha da yaygın hale getirmek için çalışmalara başladı. Destekçileri arasında ARM, Chunghwa Telecom, Cisco, Intel, LG Electronics Inc., Marvell, Motorola, Nokia, NTT DoCoMo, Qualcomm, Samsung Electronics Co., Sony Ericsson, Toshiba and Verizon Wireless, ve medya networkleri BBC, MTV  ve NBC Universal gibi önemli markalar bulunuyor. Hemen bir not, listede Apple'ın bulunmaması özellikle iPhone düşünüldüğünde dikkat çekici.

Amaç bilgisayardan, portatif cihazlara, cep telefonlarından televizyonlara tüm elektronik cihazlarda aynı kod kullanılarak sorunsuz çalışabilecek bir Flash platformu yaratmak.

Bunun için bir kaç adım belirlemişler. Flash kısıtlamalarını ortadan kaldırmak, Flash Player API'lerini yayınlamak, veri transferi için protokolün yayınlanması, lisans ücretlerinin kaldırılması gibi adımlardan oluşuyor.

 

Bunun zor bir iş olduğunu ve tüm platformlarda çalışabilecek kod geliştirmenin pek çok soruna gebe olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak Flash gibi sadece web değil arabirim tasarımında da oldukça kullanışlı olabilecek bir platformun yayılması tüm kullanıcılar için faydalı olabilecek bir gelişme.

Umarım Adobe bu yolda ciddi biçimde ilerleyerek platform bağımsız bir uygulama geliştirebilirler.

25 Nisan 2008 Cuma

Rapidshare'den Kedili Izdırap

CAPTCHA insanlar ile botları birbirinden ayırmak için kullanılan bir test.

Rapidshare de ücretsiz dosya barındırma hizmetini bu test ile sunuyor.

Ancak son zamanlarda kullanıma giren bilmece resim çözme işini bir ızdıraba döndürmekte. Resim içinde üzerinde kedi bulunan karakterleri bir kutuya girip onaylatmak gerekiyor.

Bunu çözen bot var mı bilemiyorum ama bazen benim de çözemediğim oluyor. Kedi nerede o hangi karakter derken sayfayı birkaç kez ziyaret etmek gerekiyor.

Kim düşünmüşse CAPTCHA'nın mantığını pek anlamamış sanırım.

24 Nisan 2008 Perşembe

Ubuntu 8.04 LTS Çıktı

21 Nisan'da piyasaya sürülen Ubuntu Linux Hardy Heron kodu adını taşıyor.

Konu hakkındaki habere buradan ulaşabilir, buradan da indirebilirsiniz.

21 Nisan 2008 Pazartesi

Fontlarınızın İsimlerini Düzeltin

Geniş font koleksiyonuna sahip kişiler bilir ki pek çok font dosyası, adları genellikle milli__.ttf, mil_li_b.ttf gibi sadece 8 karakter ile ifade edilerek yayınlanır. Bu özellikle DOS ortamındaki 8 karakterlik dosya ismi sınırına uyması için kullanılan ve eskiden beri süre gelen bir yöntem.

Ancak bu isimlendirme yöntemi artık eskide kaldı ve font dosyalarının gereksiz yere anlamsız karakterler ile isimlendirmek zorunda değiliz. Bunun yerine font adını dosya ismi olarak kullanarak hem daha kolay bulmak hem de sıralamak daha mantıklı.

Tabi fontlar ile tek tek uğraşıp adları yenilemek hem de geniş koleksiyon sahipleri için büyük zorluk.

Bunun için son derece basit ve tek işlevi olan ve ücretsiz Free Font Renamer isimli programı kullanabilirsiniz.

Programı kurduktan sonra fontlarınızın bulunduğu dizine gittikten sonra altta bulunan Rename düğmesine basarak tek adımda tüm fontların dosya isimlerini düzeltmeniz mümkün.

Ayrıca include subdirectories seçeneği ile alt dizinlerdeki fonları da isimlendirebilir, lowercase diyerek tüm dosya uzantılarını küçük harfe çevirebilirsiniz.

Eğer aynı isimli birden fazla font varsa program otomatik olarak dosya adına COPY 1 gibi ekler yaparak dosyaların kaybolmasını önlemiş oluyor.

Ancak önemli bir not ve ipucu olarak şunu belirtmeliyim ki bu tür toplu dosya işlemlerinden önce yedekleme yapmanız ileride oluşabilecek türlü sorunlardan sizi koruyacaktır.

20 Nisan 2008 Pazar

Google'dan Resim Etiketleme Oyunu

Google resim aramalarında yaşanan sıkıntıları çözmek için şimdilik de olsa yazılımdan çok insanlara güvenme yoluna gitmiş. Tagging denilen etiketleme yöntemini gerçekleştirmek için geliştirilmiş ve buradan erişebileceğiniz bir oyunu kullanıma sürmüş. Bu oyun daha önce CAPTCHA ile ilgili yazımda belirttiğim mantığa benzer bir yaklaşım ile hazırlanmış.

Oyun şu şekilde çalışıyor; siz ve tanımadığınız başka bir oyuncu beraber aynı resimleri görmeye başlıyorsunuz. Gördüğünüz resimler için etiket önerilerini girdikçe girilen eş etiketler sonucunda puan kazanıyor ve yeni bir resme geçiyorsunuz. 2 dakika içinde oyun bitiyor. Sonunda ödül falan yok ama eğer Google hesabınız ile giriş yapmışsanız puan kaydınız tutuluyor.

Sonuç olarak Google iki kişinin onayını almış bir etiketi buluyor ve bir nebze kesinlikle bu resmi etiketlemiş oluyor.

Tabi oyun ve katılımcıların çoğu İngilizce kullanıdğı için etiketleri İngilizce girmek gerekli. Ayrıca Off-Limits listesinde gösterilen bazı etiketlerin girilmesine izin verilmiyor. (Sanırım kesinliğe kavuşmuş olanlar, örneğin sanatçı isimleri gibi)

Oyun sizin kadar karşınızdakine de bağlı. Siz mantıklı etiketler girseniz bile karşınızdaki kişi bunları girmedikçe çok daha açıklayıcı olabilecek etiketler yerine adam, kadın, siyah, beyaz gibi çok açıklayıcı olmayan genel etiketler ile eşleşebiliyorsunuz.

Ayrıca sanırım resimler kolay yüklenmesi açısından küçük ve kalitesi yüksek olmayanlardan seçiliyor.

Boş vakti ve can sıkıntısı olanlar Google Resim aramalarını geliştirmeye bu oyunu oynayarak yardımcı olabilir.

17 Nisan 2008 Perşembe

AutoCAD 2009 Da Şeritlendi

AutoCAD 2009 kısa bir süre önce piyasaya çıktı. AutoDesk bu sürümün promosyonunu "üretkenliği artırmak" üzerine kurmuş. Ve Office 2007'de kullanılmaya başlayan ribbon yani şeridin bir çeşidini arabirimine eklemiş.

Ancak hemen belirteyim, AutoDesk Microsoft'un düştüğü hataya düşmemiş ve eskiden bildiğimiz arabirimi kullanmamız için Workspaceler ile bildiğimiz eski arabirim formatlarına geçiş yapmamıza olanak tanımış.

Ayrıca AutoCAD 2009'un şerit uygulaması Office 2007'ninkinden de çok daha başarılı. Office'de özelleştirmeye çok az olanak tanıyan şerit AutoCad'de çok daha işlevsel hale gelmiş.

AutoCAD 2009'daki yenilikleri New Features Workshop üzerinden görüntüleyebilirsiniz.

Yeni özellikler arasında seçili nesnelerin özelliklerini gördüğümüz properties penceresinin otomatik olarak fare yakınında çıkması ve nesne seçilmediğinde gizlenmesi, Quick View aracı ile model ve layout arasında geçiş yapmadan ön izleme yapma, makro kaydedici diyebileceğimiz Action Recorder, ve Google Earth'e kolay ekleme yapmak amacıyla eklenen Coğrafi Konum özellikleri var.

15 Nisan 2008 Salı

Windows XP SP3 29 Nisan'da Piyasaya Çıkıyor

Uzun zamandır test aşamasında olan SP3'ün piyasaya çıkma tarihi 2008'in ilk yarısı olarak duyurulmuştu. Artık kesin tarih de belirlendi.

Tarihin belirlenmesinde yavaş davranılmasının sebebi olarak Vista satışlarını etkilemesinden çekinilmesi olarak gösterilmişti.

RC1 (sürüm adayı) sürümünü indirmek isteyenler daha önce yazdığım bu yazımı okuyabilir.

RC2 sürümüne de buradan ulaşabilirsiniz.

2 Nisan 2008 Çarşamba

Office Open XML Artık ISO Standardı

Microsoft'un geliştirdiği daha sonra ECMA'ya devrettiği ofis dökümanları için geliştirilen Open XML formatı ISO'da yeterli oyu alarak standart halini aldı.

Çeşitli işaretleme dillerini bünyesinde barındıran format Microsoft'un 2007 ürün paketinde kullanılmakta.

Microsoft Office'in rakipleri Corel WordPerfect ve OpenOffice de yakında bu desteği sunmaya hazırlanıyor.

Beklentim özellikle web üzerinde döküman gösterimine yönelik bir standarda da yol açacağı ve böylece tarayıcıların daha zengin içeriğe sahip olabileceği yönünde. Bakalım Open XML neler getirecek hep beraber göreceğiz.

18 Mart 2008 Salı

Vista SP1 Çıktı

Uzun zamandır beklenen Microsoft'un son işletim sistemi Vista'nın ilk servis paketi kullanıma açıldı.

Şimdilik Türkçe kapsanmıyor ancak 5 dili kapsayan ve 435MB'lık servis paketini http://www.microsoft.com/downloads/details.aspx?FamilyID=b0c7136d-5ebb-413b-89c9-cb3d06d12674&DisplayLang=en adresinden indirebilirsiniz.

Ancak bundan daha küçük bir versiyonu Windows Update üzerinden indirebilirsiniz.

Otomatik güncellemelere önümüzdeki ay konulması bekleniyor bu nedenle kurmak isteyenlerin özellikle seçip kurmaları gerekiyor.

16 Mart 2008 Pazar

Spamci Suçunu Kabul Etti

ABD'nin Seattle şehrinde spam yollama yanında kimlik hırsızlığı, vergi kaçakçılığı, kara para aklama gibi pek çok suçla suçlanan Robert Soloway posta sahtekarlığı suçunu kabul etti.

2005 yılında bu işten 300.000$ kazanç elde eden Soloway, toplam 40 suçlama ile karşı karşıyaydı.

Ancak suçunu kabul etmesinin ardından sadece posta sahtekarlığından yargılanması olası. 20 yıla kadar hapis cezası alması ve 600.000 doların üzerinde ceza ödemesi de mümkün olacak.

Soloway'in müşterilerini 500$ karşılığında 15 gün boyunca 20 milyon adrese posta yollanacağı veya 80.000 e posta adresi satılacağı şeklinde dolandırdığı söyleniyor.

Ayrıca penis büyütme ve pornografi ile ilgili maillerin Soloway'in şirketi tarafından yollandığının saptandığı ve bunların da mahkemeye sunulacağı belirtiliyor.

Soloway'in avukatı müvekkilinin beş parasız olduğunu ve zaten başka bir dava nedeniyle Microsoft'a 10 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum olduğunu bildirmiş.

 

Demek ki spam işinde para yokmuş. Umarım spam'den medet umanlar da artık bundan vazgeçerler.

13 Mart 2008 Perşembe

PRC Nedir Daha Doğrusu Neresidir?

Bugün incelediğimiz veya aldığımız pek çok ürün Made In PRC veya Made In P.R.C. etiketiyle tüketiciye sunulmakta. PRC etiketli ürünler ne malıdır diye düşünenler için bu yazıyı yazmak gerektiğini düşündüm. Özellikle satış yapan elemanların bile bu kısaltmayı bilmemesi veya bilmezden gelmesi de konunun insanlara duyurulması gerektiğini gösteriyor.

PRC People's Republic Of China'nın yani Çin Halk Cumhuriyeti'nin kısaltmasıdır. Made In China yerine uzun bir süredir bu tabir kullanılmakta.

Zira Made In China ibaresi artık tüketici üzerinde o kadar negatif bir etki bırakıyor ki Çinliler bile isimlerini gizleme ihtiyacı duyuyor.

Bunun yanında bir de "Designed In USA" yani "Tasarımı ABD'de yapılmıştır" gibi gizlemeler kullanılıyor. Burada da amaç dikkati Çin malıdır ifadesinden sıyırıp tasarımın yapıldığı yere çekmek. Zaten bu tabir kullanılmışsa genellikle daha yukarıda ve göze daha kolay çarpan yerlere konuluyor. Böylelikle insanların gördüğü ilk ülke ismini yapım yeri gibi algılamasını sağlamak hedefleniyor. Bunu uygulayan yerli firmalar da bulunmakta.

Kısacası:

PRC=Çin

bilinçsiz tüketici = kazıklanan tüketici

9 Mart 2008 Pazar

Office XP ve 2003 İçin Office 2007 Uyumluluk Paketi (docx, xlsx, pptx dosyaları için)

Office 2007 yeni dosya biçimleri ile piyasaya sürülmüştü. Bildiğimiz .doc, .xls, .ppt gibi uzantılar sonlarına bir x alarak .docx, .xlsx, .pptx uzantısı haline geldi. Tabi tüm işlem sonuna bir x gelmesinden ibaret değil. Dosya biçimleri ve yapıları da yenilendi.

Hal böyle olunca Office XP, Office 2003 gibi ofis sürümleri bu dosyaları açamıyor veya kaydedemiyor.

Bu nedenle Microsoft bir süre önce eski Office sürümlerinde de bu dosya biçimlerini destekleyebilmek adına bir yama piyasaya sürdü.

Buradan erişebileceğiniz ve indirebileceğiniz (27.6MB boyutunda, kurulumdan önce yüksek öncelikli güncellemeleri yapmanız tavsiye ediliyor) paketi kurduğunuzda Microsoft tarafından yapılan açıklamaya göre Office 2007 formatındaki dosyaları açabilecek, düzenleyebilecek ve kaydedebileceksiniz.

Sistemimde Office 2007 kurulu olduğundan şahsen deneme şansım olmadı ancak yorumlar yamanın sorunsuz çalıştığı şeklinde. Zaten orjinal bir yama olduğundan sisteminizde bir sorun yaratacağını sanmıyorum.

Çevrenizden docx, xlsx uzantılı dosyalar almaya başlamadan önce bu yamayı kurmanızı tavsiye ediyorum. Zira Office 2007 uygulamaları varsayılan ayar olarak dosyaları bu formatlarda kaydettiği için dikkat etmeyen kişiler muhtemelen habersiz de olsa bu dosya formatları ile çalışmaya başlamışlardır.

Vista'da Çalışmayan Help (Yardım) Dosyaları İçin Çözüm

Microsoft Knowledge base üzerindeki bu sayfadan da okuyabileceğiniz üzere Vista işletim sisteminden başlamak üzere HLP uzantılı yardım dosyaları için gerekli dosyaları barındırmamaya başladı.

Bu dosyaları açmaya çalışanlar aşağıdakine benzer bir hata görüyorlar:

Bu yardım dosyası görüntülenemiyor. Yardım dosyasını açmayı yeniden deneyin ve bu iletiyi tekrar alırsanız yardım dosyasını başka bir sürücüye kopyalayıp yeniden deneyin.

Özellikle pek çok sektörel program bu değişikliğe henüz adapte olmadığından veya eski sürüm yazılım kullanmak isteyenler olduğundan bu önemli bir sorun haline gelebiliyor.

Ama bunun bir çözümü bulunmakta.

Bu adresten indirebileceğiniz (doğrulama gerekiyor) Microsoft'un resmi yaması ile Vista'da HLP uzantılı yardım dosyalarını açmanız mümkün oluyor.

Eğer yardım dosyasını üreten sizseniz tavsiyem her ihtimale karşı yardım dosyasının CHM, PDF ve bunun gibi alternatiflerini de birlikte sunmanız yönünde.

Axxo Geri Dönmüş

Torrent sitelerini video indirmek için takip edenlerin daha doğrusu torrent ile işi olmuş neredeyse herkesin tanıdığı ünlü DVDripleyicisi Axxo uzun bir aradan sonra geri dönmüş.

Dönüş için seçtiği film ise I Am Legend (Ben Efsaneyim). Manidar bir film ile dönüş yapan Axxo, web ünlülerinden sayılıyor ve onun ismiyle çıkan DVD sürümleri büyük talep görüyor. Kendisiyle röportajlar yayınlanıyor. Haliyle bunu kötüye kullanmak isteyenler de oluyor.

Hatta ayrılışından bir süre önce kendi ismiyle açılan bir siteyi protesto amacıyla Axxo, bu site kapanana kadar torrent gönderimi yapmayacağını bildirmiş, bunun üzerine site sahibi özür dileyerek siteyi kapatmıştı.

Axxo torrent aleminde genellikle kaliteli ve tek CD'ye sığabilecek video torrentleri yayınlamasıyla ünlü. Bir yerde marka olduğunu bile söyleyebiliriz.

Adwords Kalite Puanına Sayfa Yüklenme Süre Kriteri

Google Adwords'da reklamların dağıtımında kullanmak üzere quality score (kalite puanı) adında bir puan hesaplanıyor. Bu kriter reklamların daha doğru yayınlanması ve daha iyi sitelerde daha çok reklam kullanılmasını sağlayan bir faktör.

Aşağıdaki linklerden konu hakkında ayrıntılı bilgi almanız mümkün.

'Kalite Puanı' nedir ve nasıl hesaplanır?

İçeriksel hedefli reklamlarım için bir Kalite Puanı hesaplanır mı?

Kalite Puanımın ne olduğunu nasıl bilebilirim?

 

Adwords'e yakın zamanda eklenecek yeni kriter ile Landing page adı verilen açılış sayfası (linkin yönlendiği sayfa) yükleme süresi de kalite puanının hesaplanmasında etkili bir unsur olacak.

Yüksek kalite skoru, reklamların daha iyi konumlarda gösterilmesini ve minimum tekliflerin düşük olmasını sağlayan bir unsur.

Sayfa yüklenme süresinin bu unsura dahil edilmesiyle daha hızlı yüklenen sitelerin daha yüksek kalite puanı olacak. Böylece daha iyi konumlarda ve daha düşük ücretlerle reklamların yayınlanmasını sağlayacak.

 

İçeriği aşırı şişmiş içerikli reklam verenlere duyurulur.

Kablo Dağınıklığı İçin İpuçları

Evdeki kabloların dağınıklığı canınıza tak ettiyse bu sitedeki ipuçları ile bir nebze de olsa sorunlarınızı çözebilirsiniz.

Çok ucuz hatta kimisi bedava bu ipuçlarıyla ev ve işyerinizdeki dağınıklığı önleyebilirsiniz.

5 Mart 2008 Çarşamba

Microsoft IE8'i Tanıttı

Microsoft IE7'nin yeni çıkmış olmasına rağmen beklenen bazı özellikleri barındırmamasının ardından IE8'in tanıtımı aradan uzun zaman geçmeden yapıldı.

Henüz beta aşamasında olan 8. sürüm internet explorer'ı bu sayfadan indirebileceksiniz.

Yeni özelliklerini buradan görebileceğiniz yeni web tarayıcısı ekleneceği söylenen HTML 5 desteği dışında gördüğüm kadarıyla radikal değişiklikler getirmiyor.

Activities ve Webslices özellikleri ile web sayfalarının içeriğini dinamik biçimde görüntüleyebileceğiz. Örneğin activities özelliği ile bir sayfa üzerinde bulunan koordinat yazısını seçip activities menüsünde seçeceğimiz hizmet ile bunu bir harita sitesinde gösterebileceğiz. Webslices ise sayfaları parça halinde sık kullanılanlarımıza ekleyip daha sonra o bölgede değişiklik olduğunda bunun haberini alarak sadece o bölgeyi görüntüleyebileceğiz. Kısacası bir nevi veri haritalaması işlemi olacak. Aslında bu özellikler AJAX ve XHTML'i güzel kullanan sitelerde olan ve tarayıcı gerektirmeyen özellikler.

Bazı özellikler ise piyasadaki tarayıcılarda hali hazırda sunuluyor. Örneğin Firefox, Maxthon veya Opera gibi tarayıcılarda bir hata yüzünden çöken tarayıcının bir sonraki açılışta önceki oturumda açık olan sayfaları geri yüklemesi gibi.

Kısacası şimdilik pek bir numarası olmayan IE8'in piyasaya sürülmesi için önemli adımlardan biri atılmış oldu. Umarım çok daha iyi ve yaratıcı özellikler ile kullanıcılar karşısına koymayı başarırlar.

3 Mart 2008 Pazartesi

Vista Dosya Yöneticisi XP'ye

Windows Vista'nın fonksiyona yönelik nadir değişikliklerinden biri dosya yöneticisi denilen Explorer uygulamasına yapılmıştı. Sıralama, görünüm değiştirme gibi farkı özellikleri barındıran bu uygulamaya benzer bir deneyimi küçük bir eklenti kurarak Windows XP ile de yaşamak mümkün.

Her ne kadar ileri derece dosya yönetim işlemleri için yetersiz kalsa ve Total Commander gibi alternatifler hala revaçta olsa da uygulamanın eski dosya yöneticilerinden iyi olduğu aşikar.

Henüz Türkçe desteği olmamakla beraber açık dil dosyası nedeniyle ilgilenenler çevirisini yapabilir.

İndirmek isteyenler buraya tıklayabilir.

2 Mart 2008 Pazar

Vista Microsoft'un Başını Daha Da Ağrıtacak Gibi

Son yazımda Vista'nın satış şekli ve uyumlu olmayan donanımlar için bile uyumlu ibaresiyle satılması nedeniyle ABD'de toplu dava açma hakkının tanındığını bildirmiştim.

Yeni gelişmeler Vista ve daha önemlisi Microsoft'un kredibilitesine yönelik önemli bir darbe niteliğinde. Dava sürecinde ortaya çıkan iç yazışmalarda büyük tartışmaların yaşandığı ve Microsoft uygulamalarının bile Vista'da düzgün çalışmadığı, açıklanan donanım gereksinimlerinin gerçekte olması gerekenden çok düşük tutulduğu yönünde konuşmalar geçiyor.

Özellikle Intel'in 915 chipsetli ekran kartlarının bulunduğu bilgisayarların satılabilmesi için donanım gereksinimlerinin düşük tutulduğu ve bunun bir hata olarak kabul edildiği de belirtiliyor.

Dahası da var. Microsoft 70 ülkede Vista satış fiyatlarını indirme kararı aldı. ABD'de ultimate sürümün fiyatı 299$'dan 219$'a , Home Premium ise 159$'dan 129$'a indirildi. Bu karar pek çok uzman tarafından beklenmedik bir uygulama olarak kabul ediliyor.

Microsoft CEO'su Steve Ballmer'in bir grup finans uzmanı ile yaptığı toplantıda tüketici ilgisini artırmak için yazılım geliştirmesinin zorlu bir süreç olduğu ancak yine de tüketici ilgisini artırmanın yollarını bulmaları gerektiğini bildirmesinin ardından yazılımı geliştirmek yerine fiyat indirmek yoluna giden Microsoft Vista yüzünden tüketici gözünde kredibilite kaybetmeye devam ediyor.

24 Şubat 2008 Pazar

Vista Kullanıcıları Dava Açabilecek

ABD'nin Seattle şehrinde bir yargıç Vista capable (Vista uyumlu) etiketiyle satılan ancak çok düşük sistem özelliklerine sahip bilgisayarlar nedeniyle tüketicilerin dava açabileceğine karar verdi.

Davacılar Vista katılım programına katılmamış da olsalar dava nedeni olarak tüketicilerin Vista uyumlu etiketiyle aldıkları bilgisayarları ancak alt seviye Vista sürümleriyle kullanabildiklerini göstermişler.

Umarım bu konu diğer yazılım üreticileri için de örnek olur.

Günümüzde minimum sistem gereksinimi kavramı yazılım şirketleri tarafından kötüye kullanılmakta. Çalışmayacağını bildikleri halde pek çok yazılımın çok düşük konfigürasyonlarda çalışacağını gösteriyorlar. Bunun sonucu olarak pek çok kullanıcı yazılımı aldıktan sonra donanım yükseltmesine gitmek zorunda kalıyor. Bunun en önemli nedeni de yazılım üreticilerinin hiç bir kod optimizasyonu yapmadan en yeni donanım özelliklerine göre üretim yapmaları. Finansal kaygılar ile alelacele piyasaya sürülen yazılımlar haliyle ne düzgün bir kod optimizasyonu ne de hata giderimi sürecinden geçmiyor.

Tabi burada talep kanadında yani tüketicilerin büyük hatası bulunmakta. Şişmiş veya hatalarla kaplı yazılımları satın alarak daha sonra çıkacak servis paketleri, güncellemeler gibi ucu açık çözümlere razı oluyorlar.

Sonuç olarak kimse kilometrede 1 litre benzin yakan veya kapısı kapanmayan bir araba almayacağı gibi kötü tasarım süreçlerinden geçmiş yazılımları da almamalı.

16 Şubat 2008 Cumartesi

Gerçekten Ücretsiz MP3, Polyphonic ve gerçek ses cep telefonu melodileri

Normalde böyle siteleri paylaşmayı pek tercih etmiyorum ancak bu site gerçekten ücretsiz ve kaliteli zil sesleri sunmakta.

http://www.ldmstudio.com/tonuri/

Site İngilizce ama kullanımı kolay. Böyle sitelerin ömrü çok uzun olmuyor bu nedenle hemen bakmanızda fayda var.

12 Şubat 2008 Salı

Intel'e Baskın

Rekabet yasalarını çiğnediği gerekçesiyle Intel'in Münih'teki ofisine baskın düzenlendiği Intel yetkililerince açıklandı.

Rebate denilen ve ülkemizde uygulanmayan satış yöntemini (ürünü alırken ödediğiniz paranın bir kısmını ileride nakit veya avantaj hakları olarak geri alıyorsunuz) kulllanan Intel, AMD tarafından daha önce şikayet edilmişti.

Konu hakkında 11 Mart tarihinde gizli bir duruşma yapılacak. Eğer suçlu bulunursan Intel yıllık gelirinin %10 kadar ceza ödemek zorunda kalabilir.

9 Şubat 2008 Cumartesi

Facebook'a Yabancı Dil Desteği Geliyor

Şu anda sadece İngilizce yayın yapan Facebook 11 Şubat'tan sonra İspanyolca olarak da izlenebilecek. Almanca ve Fransızca'nın da yakın zamanda kullanıma sokulması planlanıyor.

İspanyolca!nın neden tercih edildiği belirtilmese de ABD'deki geniş Latin kökenli vatandaşların dikkate alındığını tahmin ediyorum.

Sitenin kurucusu olan Mark Zuckerberg site üyelerinin artık %60 oranında ABD dışındaki ülke vatandaşlarından oluştuğunu ve en başından beri uluslar arası desteği sunmayı planladıklarını belirtmiş. 2004 yılında kurulmuş bir sitenin daha yeni yabancı dilde yayına başlıyor olması ve Facebook'un genel olarak korumacı yapısı göz önüne alındığında bunun gerçekçi bir açıklama olmadığını söyleyebilirim.

11 Şubat'tan itibaren İspanyolca konuşulan ülkelerden Facebook'a girenler siteyi İspanyolca görmeye başlayacak.

Çok yakın zamanda Facebook'u Türkçe olarak da yayın yaparken göreceğimize şüphem yok. Zira internet'in pek çok alanında esamemiz okunmazken bu tür sosyal iletişim, sohbet ve benzer içerikli programlar Türkiye'den gelen ilgi nedeniyle sahiplerinin kayıtsız kalmasını olanaksız kılıyor.

Kısaca bir açıklama da çeviri programı hakkında vererek yazımı bitireyim. Çeviriler oylama usülüyle yapılmakta. Çevirmenler terimler veya cümleler için gönderi yaptıktan sonra alternatifler kullanıcılar tarafından oylanıyor ve en çok oyu alan çeviri sitede kullanılmaya başlıyor.

5 Şubat 2008 Salı

Google Karşı

Google'ın daha önce başka bir olaya böyle bir tepki verdiğini görmediğimi belirterek yazıma başlayayım. Konu tabi ki Yahoo'nun Microsoft tarafından satın alınma çabaları. Farklı açıklamalarla olaya tepki koyan Google buradan okuyabileceğiniz resmi blogundan da tepki vermiş.

Türkiye'de Microsoft hayranı olmayan azınlıktan olarak Google'ın bu tepkisi bana bile ağır geldi. Microsoft için uygunsuz, illegal, düşmanca türünden ithamlar yapılmış.

Olayın her zaman olduğu gibi pek çok boyutu bulunmakta. Örneğin Google, Yahoo ve Microsoft daha önce pek çok siteyi satın aldılar. (delicious, blogger, flickr, youtube, feedburner, jellyfish, facebook(hisse), ...) Satın aldıkları sitelerin rakipleri onlar aleyhinde bu tarz bildilerileri yayınlamadı. Halbuki Google Microsoft'u kendi bünyesine kattığı siteleri hizmetlerinde kullanmaya ve entegre hale getirmeyi hak bildi.

Daha önemli boyutu bunun iki şirket arasındaki ilk ciddi çekişme oluyor olması. Zira daha önce Microsoft internet pazarına, Google ise yazılım piyasasına ciddi olarak girmemişti. İki şirket arasında tartışma yaratabilecek ürün Microsoft'un Office'i ve Google'ın Docs'uydu. Bu bile farklı kullanım nedeniyle en azından şimdilik gündemden düşmüş durumda.
Ancak Microsoft gittikçe büyüyen ve sektörü web üzerindeki uygulamalara kaydıran Google'a karşı bir hamle olarak Yahoo'ya talip oldu. Burada çeşitli soru işaretleri var. Google niçin kendinden daha küçük bir şirketin internet piyasasında başarısız bir şirket tarafından alınmasına tepki veriyor? Öte yandan Microsoft başarısız olduğu bir piyasada kendinden daha iyi durumda bile olsa bir şirketi alıp nereye nasıl taşımayı planlıyor? Google verdiği ücretsiz hizmetlere açık internet, özgürlük gibi payeler verirken elde ettiği reklamların, kullanıcı bilgilerinin ve bunun gibi kar amaçları işlerini görmüyor mu?

Google Microsoft'un tekel oluşturarak kalitenin düşmesine neden olacağını söylüyor. Bu satın alma sonunda Microsoft'un geçici bir süre kısmi tekel oluşturacağı bir gerçek. Ancak eğer Google'ın söylediği gibi kalite kaybı olması durumunda Google bu olaydan karlı çıkan şirket haline bile gelebilir.

Sonuç olarak bu olaydan şimdilik çıkartabileceklerimiz Microsoft'un artık iyice büyümüş Google'ı ciddi rakip olarak görmesi, web uygulamalarında daha etkin olmak istemesi ve Google'ın olası Microsoft-Yahoo birleşmesini kendi hakimiyetine bir tehdit oluşturduğunu düşünmesi olabilir.

Önümüzdeki günler hareketli geçecek gibi gözüküyor. Satış olursa Google'ın açıkça belirttiği yasal yollara başvurması ile bu süreç çok uzun zaman da gündem de kalabilir.

4 Şubat 2008 Pazartesi

ABD'de Analog Karasal TV Yayının Son Yılı

Öncelikle Türkiye ile çok ilgili bir haber olduğunu belirteyim. Bunu da yazımın ilerleyen kısmında belirteceğim.

Analog karasal yayın bildiğimiz TV anteni ile yapılan yayınlara verilen isim. ABD 1 sene sonra yani 17 Şubat 2009'dan itibaren tüm yayın istasyonları yayınlarını analogdan dijital (sayısal) yayına çevirecek. Hemen belirteyim bunun kablo veya uydu yayını ile bir ilgisi yok. Yayın yine yerdeki istasyonlardan yapılıyor.

Böylece mecburi sayısal karasal yayın (diğer adıyla digital terrestrial, DDTV veya DDT) devri başlamış olacak. Kuzey Amerika'da ATSC formatında yapılacak yayın ile daha fazla kanal ve daha yüksek kalite ile yayın yapmak mümkün olacak.

Mevcut analog yayın frekanslarının ise tekrar ihale ile başka amaçlar için pazarlanması planlanıyor.

Bir çok Kuzey Avrupa ülkesi geçişi tamamlamış durumda.

Pek çok ülke de 2010 yılına kadar sayısal yayına geçmeyi planlıyor. Avrupa'da ve ülkemizde DVB-T formatı kullanılıyor. Türkiye'de henüz test aşamasında ve sanırım maliyet nedeniyle daha uzun süre geçilmesi mümkün olmayacak. Ülkemizde kablo veya uydu platformlarına abone olmayan pek çok kişi halen karasal yayını kullanmakta.

Tabi bunun büyük bir dezavantajı bulunmakta ve bizi de ilgilendiren kısmı burada başlıyor. Bu yayını özellikle eski TV'lerin mevcut alıcıları alamıyor zira yayın dijital. Bu nedenle dijital set top box dönüştürücü cihazlarını televizyona bağlamak gerekiyor. (Bazı durumlarda antenin de değişmesi gerekiyor)

Söz konusu durum ülkemizde de bir süre önce gündeme gelmiş ve herkesin bu cihazları 100$ gibi bir rakam ödeyerek alması gerekeceği haberleri yayılmıştı.

İşte bu noktada sosyal devlet gereği ABD Ticaret Bakanlığına bağlı NTIA ABD vatandaşlarına 40$ değerinde kuponlar dağıtmaya başlamış. Bu adresten bilgi alabileceğiniz sistem öncelikle 22.5 milyon adet, bunlar yetmezse 11.25 milyon ilave kupon dağıtmayı hedefliyor. Böylece televizyon değiştirmeye, uydu veya kablo yayınına geçmeye durumu elvermeyen vatandaşların televizyon seyredebilmeleri hedefleniyor.

ABD gibi sosyal devlet statüsü sıkça tartışılan bir ülkede dahi vatandaşların hakları düşünülürken ülkemizde "seyredeceksen öde canım" mantığıyla konuşmalar yapanlara kapitalizmin kalesinden güzel bir cevap olmuştur sanırım.

Demokrat diye geçinip görüntü kirliliği kispesi altında esasen denetim yapılamaması nedeniyle uyduları yasaklamaya çalışanların da olduğunu ve bu uygulamanın Çin, İran, Saddam'ın Irak'ı gibi ülkelerde olan bir uygulama olduğunu hatırlatarak yazımı sonlandırıyorum.

2 Şubat 2008 Cumartesi

Macbook Air "İnce ve İşe Yaramaz"

Apple Macbook Air duyuralı bir kaç hafta oluyor. Çok beğenildiğine dair bir yazı okuyunca hakkında yorum yapma ihtiyacı duydum. Ürünün en büyük özelliği en kalın yerinin dahi 2 santimetrenin altında olması. Ancak görünen o ki tüm olayı da bu.

Apple pek çok şirketin yaptığı gibi abartıyı fazla kaçırınca anlamsız bir ürünü piyasaya sürmüş olmuş.

Tasarım yönünden pek çok olumlu yorum alan Apple yeni dizüstü ürünü ile yine görünüme önem vermiş. Ancak buna o kadar odaklanmış ki gözü dönmüş bile denilebilir.

Örneğin bu laptop'un bir optik okuyucusu yok. CD ve DVD'lerinizi  ancak birlikte gelen harici okuyucu ile kullanabiliyorsunuz. İşlemcisi ve sabit diski neredeyse üretimden kalkacak derecede yavaş. Hard disk o kadar yavaş ki (4200 rpm) sanırım piyasada bu hızda başka bir laptop veya notebook bulunmuyor.

Sadece ve sadece bir USB portu bulunuyor. RAM'i sabit olduğundan upgrade yapılamıyor (2GB olması nedeniyle bir nebze kabul edilebilir) ve pil kullanıcı tarafından değiştirilemiyor.

Cihazda ethernet portu ise bulunmuyor. Yani kablosuz bağlantıya mahkumsunuz.

Fiyatı ise daha iyi özelliklere sahip iki dizüstü bilgisayar alacak kadar yüksek.

Kısacası sanırım Apple sansasyon yaratmak ve en ince bilgisayar bu demek için üretmiş. Ne kullanması gerektiğini bilen kimsenin bu cihazı alacağını sanmıyorum.

Umarım başka şirketler de Apple yaptı biz de yapalım diye bu yola girip kendilerini zarara sokmazlar.

1 Şubat 2008 Cuma

Microsoft'tan Yahoo İçin 45 Milyar Dolar - "Nakit"

Bugün Microsot'tan gelen açıklama piyasa fiyatının %60 üzerinde bir rakam ile Yahoo'ya talip oldukları haberini gündemin ortasına oturttu.

Microsoft Yahoo hisselerine talip olarak online alanda gücünü artırmayı hedefliyor. Google adını belirtmeden rekabet etmenin güçlüğünden bahseden Microsoft bu birleşmenin iki şirket için de iyi olacağını ifade ediyor.

Nakit olarak 45 milyar dolar gibi bir rakamı ödemeye hazır olduğunu açıklayan Microsoft'a Yahoo'dan henüz net bir cevap gelmedi. Microsoft daha önce de Yahoo'ya talip olmuş ancak red cevabı almıştı.

Bu satın alma gerçekleşirse Microsoft'un şirket satın almak için ödediği en büyük miktar olacak. Microsoft daha önce online reklam şirketi Aquantive'i 6 milyar dolara satın almıştı.

Bu teklifin Yahoo'nun zor bir anında (1000 kadar işten çıkartma yapacağını duyurmasından sonra) yapılması Microsoft'un fırsat kolladığını gösteriyor. Bir diğer değişle Microsoft online pazarda yer bulmaya ciddi olarak önem veriyor.

Esasen bu durum da Google'ı bir kez daha haklı çıkartıyor.

 

Henüz derinlemesine bir inceleme yapamamama rağmen ilk öngörüm bu birleşmenin iki şirkete de bekledikleri gibi bir fayda sağlamayacağı yönünde.

Microsoft ve Yahoo treni çok uzun zaman önce kaçırdılar. Yahoo ücretsiz posta hizmetini tırpanlayıp, Microsoft da Hotmail ile başarısız sayılacak bir deneyim yaşadıktan sonra insanların online pazarda bu iki şirkete olan ilgileri azaldı.

Google ise geriden gelmenin avantajı ile işi sıkı tutarak diğer tüm rakiplerini bir bir geride bıraktı.

Microsoft Messenger dışında online olarak bir varlık gösteremiyor. Buna rağmen yetersiz MSN portalı üzerinde ısrar ediyor. Yahoo ise Flickr gibi hizmetler ve idare eder durumdaki posta hizmeti, delicious ve diğer bazı hizmetleri ile ayakta durmaya çalışıyor.

Ancak Microsoft'un online pazarda başarısızlık üstüne başarısızlık getiren politikaları ve webi paket program gibi gören anlayışı yüzünden Yahoo'nun artılarının da eksiye döneceğini düşünüyorum. Hele ki "Microsoft ürünü ondan bunu kullanılım" diye her yerde Microsoft tarzı grafikler, yazılımlar, web altyapısı kullanmaya kalkarlarsa durumu aceleyle çıkartılacak ve her yerine Yahoo linkleri döşenmiş Windows'lar çıkana kadar sürdüremezler bile.

Buradan iki şirkete ücretsiz tavsiyem. Microsoft kullanıcılarını akılsız sanmayı, Yahoo ise nitelik yerine niceliğe önem vermeyi bırakmalı. Aksi takdirde Google ile bile birleşseler bir yere varamazlar. Bu konuları birleşmeden yapabilseler Google'ı önlerine geçirtmezlerdi.

22 Ocak 2008 Salı

PowerPoint Sunumlarına Flash Dosyalarını Eklemek

Flash dosyalarını Powerpoint'e eklemek mümkün. Ancak öncelikle dikkat edilmesi gereken bir kaç unsur var.

Powerpoint sunumunu hazırladığınız veya sunacağınız bilgisayarlarda Flash Player'ın kurulu olması gerekli. Ayrıca makinenizdeki ActiveX nesnelerine erişebiliyor olmalısınız.

Yapmanız gereken işlem şöyle.

    2007'de Developer (Geliştirici) menüsüne girin. Önceki Ofis versiyonlarında araç çubuklarından Control Toolbox'ı (denetim araç kutusu) seçin. Buradaki simgelerden çekiç ve ingiliz anahtarı (üç de nokta var) olana tıklayın. Bu ActiveX denetimlerini eklemeye imkan tanır. Açılan penceredeki listeden Shockwave Flash Object'i seçin. Şimdi flash dosyasının gözükmesini istediğiniz boyutta sayfaya çizin.(Daha sonra değiştirmeniz mümkün)
    Flash'ın olduğu yer boş veya X şeklinde olacaktır. Bu bölge seçili olacak şekilde denetim araç kutusunda Özellikler (Control Toolbox - Properties) düğmesine tıklayın. Uzun bir liste görüyorsunuz. Bu listede Movie URL veya Movie yazan kutunun yanındaki alana flash dosyanızın konumunu girin.
    Örnek: C:\flashlar\gosteri.swf (dosyalar aynı klasörde ise sadece dosya adını girebilirsiniz) Bu listede playing'in true olduğundan emin olun.

Bu şekilde slaydınıza flash dosyasını eklemiş oldunuz. Flash'ın içeriği bir süre gözükmeyebilir. Eğer bir kez slayt gösterisi yaparsanız kutuda flash dosyasından bir sahnenin yer aldığını görebilirsiniz.

21 Ocak 2008 Pazartesi

Site Yasaklamanın Sonu Nereye?

Türkiye'de malesef Dünya'da örneğine az rastlanır biçimde hızlı ve tartışılmadan siteler yasaklanıyor.

Adaletin yavaş işlediği söylenilen bir ülke internet sitesi gibi günü birlik içerik değişen sitelerle uğraşıyor.

Bu yapılırken "bu siteye erişim engellenmiştir/yasaklanmıştır" ibaresi dışında doğru düzgün bir bilgi verilmeden bu işlem gerçekleşiyor.

Bu tür uygulamalar Çin ve İran gibi ülkelerde sıkça yapılmakta. Ancak ülkemize yakışmıyor. İçeriğinin ne olduğunu bile bilmediğimiz sitelerin hem de içerik ayrımı yapmaksızın tüm sitenin kapatılması, haber alma hürriyetine yapılan bir kısıtlama değil mi? Türkiye'de hali hazırda Wordpress, Youtube ve Pirate Bay gibi sitelere erişim mümkün değil.

Üstüne üstlük engellenen sitelere erişim açılsa bile bazı bölgelerde yine de günlerce erişim mümkün olmuyor.

 

Bu işin artık su götürür yanı kalmadı. Internet'te olan bir şey tüm Dünya tarafından izleniyor ve hiç bir şey değilse bile saygınlığımız zarar görüyor.

16 Ocak 2008 Çarşamba

Sun MySQL'i Satın Alıyor

Popüler veritabanı platformu MySQL yakında Sun'ın oluyor. Satışın 1 milyar dolara gerçekleşeceği Sun tarafından açıklandı. Tüm hisseleri ve geri kalan kısmı 2008 sonuna kadar satın alacağını açıklayan Sun böylece açık kaynak kodlu veritabanını üreten MySQL AB'yi bünyesine katacak.

Sun hayranı olmadığım için bu satın almanın iyi bir birliktelik doğurmasını ummaktan başka seçeneğim yok.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Apple Avrupa'da ITunes Fiyatlarını Eşitliyor

Bir süredir Avrupa'da farklı fiyat uygulamaları yapan ITunes özellikle İngiltere için daha yüksek olan ücretlendirmeyi aynı düzeye indirmeyi kabul etti.

Farklı ülke sitelerinden alışveriş yapmak da yasak olunca, İngilizler mecburi olarak yaklaşık %7.5 daha yüksek ücret ödemek zorunda kalıyordu. Haliyle bu durum İngilizlerin canını sıkıyordu.

Apple daha önce fiyat farklarının kendinden değil müzik üreticilerinden kaynaklandığını belirtmişti.

Bu kararın ileride başka ürünler için de gerekçe oluşturması olası gibi gözüküyor.

6 Ocak 2008 Pazar

Taşınabilir Yazılım Nedir?

Portable software'in Türkçe karşılığı olarak karşımıza çıkan taşınabilir yazılımlar çok çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılıyor ve gitgide daha çok kullanılıyorlar.

Taşınabilir kavramı sürekli taşımamız gereken ve sık sık kullandığımız anlamına gelmiyor. Kırk yılda bir kullanacağımız bir yazılım da taşınabilir olabilir.

Taşınabilir yazılımların en önemli özelliği bir kurulum gerektirmemesi daha doğrusu kurulduğu bilgisayarda sistemde bir yere bilgi yazmaması veya sistem dosyalarında değişiklik yapmaması. Böylece program klasöründeki dosyaları başka bir bilgisayara aktarsak, çalıştırdığımızda tamamen aynı işlevi sağlayabiliyoruz.

Eğer bir USB flash belleğe sahipseniz bu tür yazılımları farklı bilgisayarlarda bellek üzerinden kullanmaya başlayabiliyoruz. Flash belleği taktığınız her bilgisayarda (program bilgisayardaki işletim sistemini desteklemeli) programları aynı şekilde kullanabiliyorsunuz.

Durum böyle olunca çalıştığınız her bilgisayara aynı yazılımları defalarca kurmak zorunda kalmıyor, bunun yerine USB bellek ile taşıyabiliyorsunuz. Programda yaptığınız değişiklikler, eklentiler, ayarlar, kişisel bilgiler ve bunlar gibi her türlü özellik çalıştığınız her bilgisayara yanınızda taşınmış oluyor. Bunun getirdiği zaman kazancı pek çok durumda önemli boyutlara ulaşıyor. Bazı durumlarda örneğin e-postalarınızı yanınızda taşıdığınızda ise eşsiz bir hal alıyor.

Tabi her program taşınabilir olarak üretilmiyor. Örneğin Photoshop'un yeni sürümleri gibi özel kurulumlar gerektiren programlar taşınabilir özelliğe sahip değil. Fakat bunları dahi taşınabilir hale getirmek için çalışan serbest girişimciler mevcut.

U3 gibi taşınabilirliği bir kademe ileri götüren ve otomatik başlatma gibi özellikler katan USB bellekler de mevcut.

Pek çoğu ücretsiz olan taşınabilir uygulamaları aşağıdaki adreslerden edinebilir flash belleklerinize kurabilirsiniz.

Quate Newsnet

PortableApps

Portable Freeware Collection

PendriveApps

MakeUseOf

TTNET Spam Engellemede Sınıfta Kaldı

Dünya çapında SPAM mesaj yollayan kişileri bulmak ve spam'i engellemek üzere kurulmuş olan kar amacı gütmeyen Spamhaus Project'in verilerine göre TTnet Verizon'dan sonra spam konusundaki en kötü ISP durumunda.

Buradan ulaşabileceğiniz listeye göre TTNET 42 bilinen vaka ile etkilenmiş durumda. Vaka diye bahsettiğim çeşitli phishing ve spam aktivitelerinin bulaşması durumu.

SPAM yapan bazı yerli sitelerin adresleri de listede görülebiliyor. Liste açıkça ortadayken yetkililerin olay üzerinde durmak için neyi beklediğini merak ediyorum doğrusu.

1 Ocak 2008 Salı

Kablonet Bağlantı Ücretlerine İndirim Yaptı

10 Aralık'tan itibaren 3 ay süreyle kurulum ücreti almayacağını açıklayan Kablonet şimdi de bağlantı ücretlerine indirim yaptı.

Kablonet Türk Telekom'un aksine halen 256Kbps bağlantıları da sunuyor. Bu bağlantının sınırsız fiyatı 29 YTL'den 19 YTL'ye, 1Mbps sınırsız bağlantı ise 109 YTL'den 39 YTL'ye indi.

Kota için de özel bir uygulama yapan Kablonet 1GB baz kotayı her kullanıcıya vermekte ve sonra kullanıcıların kendi kota ihtiyaçlarına göre paket belirlemelerine olanak sağlamakta.

Örneğin 1Mbps 1GB kotalı bağlantı 16 YTL ve her ekstra GB için 3 YTL ödenebilecek. Böylece 1Mbps 4GB (Türk Telekom'un sunduğu kotalı bağlantı) 25 YTL'ye gelecek.

Kota aşım ücretleri de denk sınırsız bağlantının %30'unu geçemeyecek.

Ayrıca 3, 4, 5 ve 6Mbps bağlantı hızları da sunulmaya başlandı.

Ayrıntılı bilgi için KabloTV

Milli Piyango Yılbaşı Çekilişi Sonuçları

Milli Piyango 2008 Yılbaşı çekiliş sonuçlarına aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz.

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü - Milli Piyango Çekiliş

Sabah Gazetesi Milli Piyango Sıralı Tam Liste

Hürriyet Gazetesi Milli Piyango Yılbaşı Çekilişi Sıralı Tam Liste

Not: Milli Piyango sitesi aşırı yüklenme sonucu kapanmışa benziyor. Önceki yıllarda sisteme bilet numarası kontrolü için bir sorgulama modülü konuyordu. Aceleniz yoksa bu modülü kullanmak için bir süre bekleyebilirsiniz.